<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kalite İzle &#187; Soru Cevap</title>
	<atom:link href="http://www.kaliteindir.net/oya-ornekleri/soru-cevap/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kaliteindir.net</link>
	<description>Kalite İzle Dünyasına Derin Yolculuk</description>
	<lastBuildDate>Sun, 01 Aug 2010 10:00:14 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>2010 2011 Sezonu Samsunspor Transfer Dosyası</title>
		<link>http://www.kaliteindir.net/2010-2011-sezonu-samsunspor-transfer-dosyasi.html</link>
		<comments>http://www.kaliteindir.net/2010-2011-sezonu-samsunspor-transfer-dosyasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jul 2010 20:16:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru Cevap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaliteindir.net/?p=57673</guid>
		<description><![CDATA[2010-2011 Sezonu Samsunspor Transfer Dosyası
    Samsunspor Transferleri
    Samsunspor Transfer Çalışmaları
    Samsunspor
    * Gelen Oyuncu Geldiği Takım Pozisyonu
    * Anıl Taşdemir Ankaraspor Defans
    * Hakan Bayraktar Gaziantepspor Defans
    * Kılıçarslan Altay Kaleci
    [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2010-2011 Sezonu Samsunspor Transfer Dosyası</p>
<p>    Samsunspor Transferleri<br />
    Samsunspor Transfer Çalışmaları<br />
    Samsunspor</p>
<p>    * Gelen Oyuncu Geldiği Takım Pozisyonu</p>
<p>    * Anıl Taşdemir Ankaraspor Defans<br />
    * Hakan Bayraktar Gaziantepspor Defans<br />
    * Kılıçarslan Altay Kaleci<br />
    * Agbetu Sivasspor Forvet<br />
    * Zenke Strasbourg Forvet<br />
    * Emrullah Salk Ç.Rizespor Kaleci</p>
<p>    * Giden Oyuncu Gittiği Takım Pozisyonu</p>
<p>    * Serkan Eyüpoğlu Serbest Kaldı Defans<br />
    * Ilhan Ummak Serbest Kaldı Orta Saha<br />
    * Yavuz Onuk Serbest Kaldı Orta Saha<br />
    * Ersin Veli Mersin İdmanyurdu Defans<br />
    * Oktay Delibalta Gençlerbirliği Orta Saha<br />
    * Turgut Şahin Ankaragücü Forvet</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaliteindir.net/2010-2011-sezonu-samsunspor-transfer-dosyasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çeşitli Besinler ve Kalori Değerleri</title>
		<link>http://www.kaliteindir.net/cesitli-besinler-ve-kalori-degerleri.html</link>
		<comments>http://www.kaliteindir.net/cesitli-besinler-ve-kalori-degerleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Jul 2010 20:08:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru Cevap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaliteindir.net/?p=57667</guid>
		<description><![CDATA[Çeşitli Besinler ve Kalori Değerleri
Çeşitli Besinlerin Kalori Değerleri
Kalori Değerleri
Yağlı Yoğurt 100 gr 90-100
Yağlı Süt 100 gr 66-70
Yoğurt (yağlıÇeşitli Besinler ve Kalori DeğerleriMeyveli) 100 gr 120-150
Beyaz Peynir(Yağlı) 100 gr 260-290
Kaşar Peyniri(Yağlı) 100 gr 400-425
Parmesan Peyniri 100 gr 420-460
Yumurta(Orta boy) 1 Adet 80
Yumurta Beyazı 1 Adet 15
Yumurta Sarısı 1 Adet 65
Çerezler Miktar (gr) Kalori Değeri
Badem 100 600
Hindistancevizi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çeşitli Besinler ve Kalori Değerleri</p>
<p>Çeşitli Besinlerin Kalori Değerleri<br />
Kalori Değerleri</p>
<p>Yağlı Yoğurt 100 gr 90-100<br />
Yağlı Süt 100 gr 66-70<br />
Yoğurt (yağlıÇeşitli Besinler ve Kalori DeğerleriMeyveli) 100 gr 120-150<br />
Beyaz Peynir(Yağlı) 100 gr 260-290<br />
Kaşar Peyniri(Yağlı) 100 gr 400-425<br />
Parmesan Peyniri 100 gr 420-460<br />
Yumurta(Orta boy) 1 Adet 80<br />
Yumurta Beyazı 1 Adet 15<br />
Yumurta Sarısı 1 Adet 65</p>
<p>Çerezler Miktar (gr) Kalori Değeri</p>
<p>Badem 100 600<br />
Hindistancevizi 100 603<br />
Fındık 100 650<br />
Fıstık 100 560<br />
Çam Fıstığı 100 600<br />
Ceviz 100 549<br />
Patlamış Mısır 100 478<br />
Kabak Çekirdeği 100 571<br />
Ayçiçeği 100 578</p>
<p>Deniz Ürünleri Miktar Kalori Değeri</p>
<p>Siyah Havyar 1 Yemek Kaşığı 72<br />
Midye eti 1 Adet 9<br />
İstiridye(Orta Boy) 1 Adet 6<br />
Karides(Orta Boy 1 Adet 144<br />
Somon Füme 100 gr 171<br />
Kılıç Balığı 1 Adet 121<br />
Ton Balığı 100 gr 135</p>
<p>Meyveler Miktar Kalori Değeri</p>
<p>Elma 1 Adet 60<br />
Kayısı 1 Adet 8<br />
Muz 1 Adet 100<br />
Kiraz 100 gr 40<br />
Hurma 1 Adet 15<br />
İncir Taze 100 gr 41<br />
İncir Kuru 100 gr 59<br />
Greyfurt 1 Adet 60<br />
Portakal 1 Adet 50<br />
Kivi 1 Adet 34<br />
Mandalina 1 Adet 50<br />
Karpuz 300 gr 55<br />
Kavun 300 gr 40<br />
Şeftali 1 Adet 60<br />
Armut 1 Adet 70<br />
Erik 1 Adet 8<br />
Üzüm 100 gr 57<br />
Çilek 100 gr 26</p>
<p>Etler Miktar Kalori Değeri</p>
<p>Biftek (Izgara) 100 gr 278<br />
Tavuk (Izgara) 100 gr 132<br />
Tavuk Göğsü(haşlanmış) 100 gr 150<br />
Kuzu (Yağlı Izgara) 100 gr 282<br />
Kuzu Ciğeri (Yağda) 100 gr 232<br />
Salam 100 gr 446<br />
Sosis 100 gr 287-300</p>
<p>Sebzeler Miktar Kalori Değeri</p>
<p>Domates 1 Adet 14<br />
Enginar (orta boy) 1 Adet 10<br />
Patlıcan (orta boy) 1 Adet 28<br />
Taze fasulye 100 gr 90<br />
Brokoli 100 gr 35<br />
Brüksel Lahanası 100 gr 35<br />
Kabak 100 gr 25<br />
Havuç 100 gr 35<br />
Karnıbahar 100 gr 32<br />
Kereviz 100 gr 18<br />
Salatalık 18 gr(1Adet) 11<br />
Marul 1 Adet 15<br />
Mantar 100 gr 14<br />
Soğan 100 gr 35<br />
Bezelye 100 gr 89<br />
Taze Yeşil Biber 100 gr 15<br />
Patates Haşlama 120 gr 100<br />
Ispanak 100 gr 26<br />
Lahana 100 gr 20</p>
<p>Tahıllar Miktar(gr) Kalori Değeri</p>
<p>1Dilim Beyaz Ekmek 28 70-100<br />
1Dilim Kepekli Ekmek 28 55-60<br />
1 Adet Kruasan 180-200 180-200<br />
1 Dilim Kızarmış Ekmek 10-15 25-35<br />
Bisküvi 100 450-480<br />
Kuru Mercimek 100 314<br />
Kuru Arpa 100 367<br />
Kuru Bulgur 100 371<br />
Kuru kuskus 100 367<br />
Kuru Mısır 100 342<br />
Kuru Buğday 100 364<br />
Susam 100 589<br />
Kuru Makarna 100 339<br />
Haşlanmış Makarna 100 85<br />
Kuru Pirirnç 100 357<br />
Haşlanmış Pirinç 100 125</p>
<p>Yağlar Miktar Kalori Değeri</p>
<p>Tereyağı 1Yemek Kaşığı (28gr)206<br />
Margarin 1Yemek Kaşığı (28gr)204<br />
Sıvı Yağlar 1Yemek Kaşığı (15gr)130</p>
<p>Beslenmenin, bir düzen içinde gerçekleşmesi zorunludur. Beslenme düzeni, besin unsurlarının iyice tanınmasını, bu besin unsurlarını içeren yiyecek maddelerinin, vücut ihtiyaçlarım ve vücudun büyümesi ve gelişmesi için gerekli enerjiyi, hangi oranda karşıladığı ve hangi ölçüde alınmalarının insan vücuduna yararlı olacağı üzerinde durulmasını gerektirmektedir.<br />
Beslenme düzeninde göz önünde bulundurulan önemli etkenlerden biri, yiyecek maddelerinin vücuda sağladığı enerjinin ölçülmesini sağlayan kalori kavramıdır. Yiyecek maddelerinin vücuda sağladığı kalori miktarı, yeterli ve dengeli beslenmenin düzenlenmesinde ve günlük yemek listelerinde yer verilecek yiyecek maddelerinin cins ve miktarının tespit edilmesinde önem taşır.<br />
Vücut, aldığı besin maddelerini, fiziksel ve kimyasal değişikliklere uğratarak, harcanacak enerjiyi karşılayacak bir nitelik kazandırır. Vücut yapısının güç ve enerjisi, yiyecek maddeleri ile sağlanan ısıya bağlıdır. Vücut ısısı, yiyecek maddelerinde bulunan, protein, yağ, karbonhidrat ve madensel maddeler gibi besin unsurlarının, solunum yoluyla alman oksijenin yanması sonucunda oluşur. Bu yanmadan doğan ısı, vücudumuzun çeşitli fiziksel ve kimyasal işlerini görmesine yardım edecek olan enerjiye çevrilir.<br />
Yiyecek maddelerinin, vücut yapısına sağlamış olduğu güç, enerji birimi ya da bir ısı ölçüsü olan &#8220;kalori&#8221; ile değerlendirilir. Kalori, beslenme biliminde, yiyecek maddelerinin vücuda sağladığı gücü belirten bir beslenme ölçüsüdür. Besin maddelerinin sağladığı enerjiyi ölçen, ısı birimi kalori, bir gram suyun sıcaklığını, belirli bir atmosfer basıncında, bir derece yükselten enerji toplamıdır.</p>
<p>ENERJİ HARCANMASINDA ETKENLER<br />
Vücudun enerji harcamasında etkili olan unsurlar şöyle özetlenebilir:<br />
• Büyüme ve gelişme devrelerinde, vücut daha fazla enerji harcar. Yaşlanma, büyümenin duraklaması, harcanan enerji miktarını azaltır.<br />
• Vücutta yağ miktarının azlığı, enerjinin daha fazla harcanmasını gerektirir.<br />
• Günlük uğraşıların çeşidi ve süresi ile oranlı olarak enerji harcaması değişir. Beden ve fikir uğraşılarının, harcanan enerji miktarında önemli etkileri vardır. Uğraşılar daha fazla enerji harcanmasına sebep olur.<br />
• İklim şartlarının değişikliği enerji ihtiyacını etkiler. Kalori ihtiyacı, ısı derecesinin düşüklüğü oranında fazlalaşır.<br />
• Hastalıkların iyileşme zamanlarında, hücre faaliyetleri fazlalaştığından enerji harcaması da fazlalaşır.</p>
<p>KALORİ İHTİYACI<br />
Vücudun harcadığı enerji miktarı ve gerek duyduğu kalori, çeşitli uğraşıların ağırlığına ve süresine bağlıdır. Bir günde yapılan veya yapılacak işler ve bu işler için gereken süre önceden tahmin edilebiliri Gerekli kalori-miktarı, o gün içinde yapılacak işlere göre hesaplanabilir. Yalnız, vücudun&#8217;herhangi bir iş ya da etkinlik içinde olmadığı zamanlarda da kaloriye ihtiyacı vardır. Uyku veya dinlenme sırasında vücut, iç organlarının çalışması ve diğer normal etkinlikler nedeniyle belirli bir enerji harcamaktadır. Solunum, kan dolaşımı gibi. Harcanması zorunlu olan bu gibi enerji için de kalori edinilmesine gerek vardır. Bu hallerde duyulan kalori ihtiyacı &#8220;normal kalori ihtiyacı&#8221;dır.<br />
Kalori hesaplanmasında, vücudun normal kalori ihtiyacı ile yapılacak işlerde duyulacak kalori ihtiyacı birlikte düşünülmelidir. Günlük enerji harcanması ve kalori ihtiyacı belirli etkenler altındadır. Bu etkenler:<br />
• Yaş,<br />
• Cinsiyet,<br />
• Vücut ağırlığı,<br />
• Fikir ve beden uğraşıları,<br />
• Çevre ve iklim koşulları,<br />
• Vücudun alman yiyecek maddelerini kullanabilme gücüdür.</p>
<p>Bu etkenlerin ayrı ayrı incelenmesinde yarar vardır:<br />
YAŞ<br />
İnsanların kalori ihtiyaçlarını, önce o insanın yaşı etkilemektedir. Yaş, canlıların dünyaya geldikleri andan, öldükleri ana kadar, geçirdikleri çeşitli değişmeleri anlatan bir kavramdır. Yaşlanma, gerçekte biyolojik bir olay olmakla birlikte, zaman ölçüsü ile ifade edilmektedir.<br />
İnsanlar çeşitli yaşlarda çeşitli uğraşlar içersindedir. Buna bağlı olarak, çeşitli yaşlarda harcanacak enerjiyi karşılayacak kalori miktarını bilmelidirler. Anne sütü emmeyen bir aylıktan bir yaşma kadar bebeklerin kalori ihtiyacı aşağıya çıkarılmıştır.</p>
<p>Yaş &#8212; Ağırlık &#8212; günlük kalori<br />
1-3 &#8212; ay &#8212; 6 Kg. &#8212; 120 K.<br />
4-9 &#8212; ay &#8212; 9 Kg. &#8212; 110 K.<br />
10-12 &#8212; ay &#8212; 10 Kg. &#8212; 100 K.</p>
<p>Bir yaşından sonraki çocuklarda kalori ihtiyacı, harcanılan enerji yanında, büyümesi ve gelişmesi için gerekli kalori ile birlikte düşünülmelidir. Çeşitli yaşlarda, günlük kalori ihtiyacı, Uluslararası Gıda Örgütü tarafından şöyle tespit edilmiştir:</p>
<p>KALORİ İHTİYACI TABLOSU<br />
Yaş &#8212; Erkek &#8212; Kadın<br />
0-1 &#8212; 1120 &#8212; 1120<br />
1-3 &#8212; 1300 &#8212; 1300<br />
4-6 &#8212; 1700 &#8212; 1700<br />
7-9 &#8212; 2100 &#8212; 2100<br />
10-12 &#8212; 2500 &#8212; 2400<br />
13-15 &#8212; 3100 &#8212; 2600<br />
16-19 &#8212; 3600 &#8212; 2400<br />
20-29 &#8212; 3200 &#8212; 2300<br />
30-39 &#8212; 3104 &#8212; 2331<br />
40-49 &#8212; 3008 &#8212; 2162<br />
50-59 &#8212; 2768 &#8212; 1990<br />
60-69 &#8212; 2526 &#8212; 1817<br />
70-79 &#8212; 2208 &#8212; 1587</p>
<p>cinsiyet<br />
Erkeklerle kadınlar arasında, bedensel ve duygusal yönlerden bazı farklılıklar vardır. Bedensel farklılıklar, renk, tüy, boy, ses, cinsiyet bezleri gibi özelliklerde, duygusal farklılıklar ise güç ve enerji isteği gibi özelliklerde toplanmıştır. Cinsiyete bağlı farklılıklar, kadın ve erkeğin değişik kalori almalarım gerektirmektedir. Normal bir kadının günlük kalori ihtiyacı 2000-3000 kalori arasındadır. Ancak kadının bazı özel durumlarında kalori miktarı da değişir. Örnek:<br />
• Dinlenme anında&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;2000<br />
• Çalışma sırasında&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;2400<br />
• Ağır çalışmalarda&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..3000<br />
• Gebelikte&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.2400<br />
• Süt verme halinde&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..3000</p>
<p>Erkekler için alınması gerekli kalori miktarı ise, kadınlara oranla daha yüksektir. Yorulmadan çalışan erkekler 2400-2500, ağır işlerde çalışan erkekler ise 3000-4000 kaloriye ihtiyaç duyarlar.</p>
<p>VÜCUT AĞIRLIĞI<br />
Vücut ağırlığı daha az olan kimseler, ağırlık azlık oranına göre, normal kiloda olan insanların kalori ihtiyacından daha fazlasını edinmek zorundadırlar. Fazla kilolu in-. sanların kalori ihtiyacı ise, normal kilodaki insanların ihtiyaçlarına oranla daha azdır. İhtiyaçtan fazla kalori almış olan fazla kilolu insanların hareketlerinde tutukluk, davranışlarında ağırlık olduğu görülür. Bu sebeple, harcanan enerji ile, alman kalori miktarı arasında bir denge kurulması zorunludur.</p>
<p>FİKİR VE BEDEN UĞRAŞILARI<br />
Vücudun, çalışsın veya çalışmasın, mutlak bir kalori ihtiyacı vardır. Ancak, vücudun çalışması, kalori ihtiyacının fazlalaşmasına sebep olur. İnsanların yaptıkları işler birbirinden farklı olduğu gibi, ihtiyaç duydukları kalori miktarında da farklılık vardır. Bazı kimseler bedenleri ile, bazıları da düşünce güçleri ile çalışırlar. Beyin ve kas çalışmaları fazlalaştıkça, vücudun enerji harcaması da yükselir ve kalori ihtiyacı buna göre fazlalaşır. Yapılan işler sınıflandırılırsa, her iş için bir saatte ihtiyaç duyulacak kalori miktarları şöyle bir değişiklik gösterir:<br />
Hafif işler &#8212; saatte &#8212; 75 kalori<br />
Orta işler &#8212; saatte &#8212; 75-100 kalori<br />
Ağır işler &#8212; saatte &#8212; 150-300 kalori<br />
Çok ağır işler &#8212; saatte &#8212; 300-500 kalori</p>
<p>İnsanların günlük kalori ihtiyaçları hesaplanırken, bu miktarlar yapılan işe göre temel kalori ihtiyacına eklenmelidir. Temel Kalori ihtiyacının dışında bazı meslek ve uğraşılarda bir saatte harcanan kalori miktarları aşağıda gösterilmiştir:<br />
• Beyin çalışmaları 7-8<br />
• Elle yazmak 20<br />
• Makine ile yazmak 16-40<br />
• Yüksek sesle konuşmak 85<br />
• Yürümek 130-200<br />
• Ev işi yapmak 87-174<br />
• Evde elle dikiş 25-30<br />
• Evde çamaşır yıkama 130<br />
• Bisiklete binme 180-300<br />
• Güreş 980<br />
• Koşmak 500-930<br />
• Kaymak 500-960<br />
• Kürek çekmek 120-600<br />
• Yüzmek 200-700<br />
• Eskrim 530<br />
• Odun kesmek 390-430<br />
• Çiftçi (ağır) 90<br />
• Çiftçi (hafif) 43-74</p>
<p>ÇEVRE VE İKLİM ŞARTLARI<br />
Sıcak ülkelerde bulunan insanların kalori ihtiyaçları, soğuk ülkelerde yaşayan insanların ihtiyaçlarından daha azdır. Bununla birlikte, iklim ve kalori ihtiyacı arasında, bugün mutlak bir ilgi kurulması eğilimi zayıflamaktadır. Zira, iklim etkisi üzerinde durulurken, giyim ve korunma olanakları, konut şartlarının da göz önünde bulundurulması gerekir. Günümüzün uygarlığı, iklim ve kalori ihtiyacı arasındaki bağın niteliğini değiştirmiştir. Ancak, iklim etkisi, özellikle açık havada çalışan beden işçileri için düşünülebilir. Uluslararası Gıda ve Tarım Örgü-^_ojtal_ajna_şıcakhktan fazla ya da eksik olan her ön derece jçminsanların günlük ortalama kalori gereksinmesine % 5 oranında bir artırma ya da eksiltme yapılabileceğini öğütlemiştir.</p>
<p>KALORİ İHTİYACININ KARŞILANMASI<br />
İnsan vücudu için gerekli günlük kalori miktarı bilinince, yiyecek maddeleri, bu miktar kaloriyi sağlayacak biçimde seçilir. Genellikle, gereksinme duyulan kalori miktarını saptayabilmek için basit bir formüle başvurulur. Ağır ve yorucu uğraşları olmayan, normal ağırlıkta bir insanın kilosu 40 birimi ile çarpıldığında, o insanın günlük ihtiyacı olan kalan miktarı anlaşılır. 50 kg. ağırlıkta bir insanın ağırlığını 40 ile çarparak, bulunan 2000 sayısı, o insanın günlük kalori ihtiyacını yaklaşık olarak ortaya koyar. Bu sonucu, insanların kalori ihtiyacını etkileyen diğer unsurlar ile birlikte düşününce, gerçek kalori ihtiyacı bulunur.<br />
Günlük öğünlerde yenilen ve içilen yiyecek maddelerinin bir listesi yapılarak, yiyecek maddelerinin sağladıkları ya da sağlayabilecekleri kalori miktarını hesaplama olanağı vardır. Bu suretle, alman kalori miktarının, enerji gereksinmesini karşılayıp karşılayamadığı de öğrenilir. Bu bilgi, fazla kaloriye gerek olup olmadığı ya da gerektiğinden fazla ya da az kalori alınıp alınmadığı hakkında bir fikir verecektir.<br />
Her gün alınan yiyecek maddelerinin sağladıkları kalori miktarları, bilimsel araştırmalarla kesin olarak öğrenilmiş olduğuna göre, gereksinme duyulan günlük kaloriyi sağlayacak yiyecek maddeleri ile sağlıklı ve beslenme ilkelerine uygun bir yemek listesi hazırlanabilmesi de kolaylaşır.<br />
Vücudun kalori ihtiyacı besin unsurlarının hücrelerde uğradığı kimyasal değişim sonucu karşılanmaktadır. Besin unsurları arasında, protein, karbonhidrat ve yağlar, hücrelerde çeşitli çözücülerin etkisi ile enerjiye dönüşmekte, vücudun ihtiyacı olan gücü sağlamaktadır. Söz edilen besin unsurlarının oluşturduğu kalori değerleri aşağıda gösterilmiştir:<br />
• 1 gr. protein, 4 kalori<br />
• 1 gr. karbonhidrat, 4 kalori,<br />
• 1 gr. yağ, 9 kalori oluşturur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaliteindir.net/cesitli-besinler-ve-kalori-degerleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lif Nedir? Ne işe yarar</title>
		<link>http://www.kaliteindir.net/lif-nedir-ne-ise-yarar.html</link>
		<comments>http://www.kaliteindir.net/lif-nedir-ne-ise-yarar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Apr 2010 21:29:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>DOLUNAY</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Lif Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Ne işe yarar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaliteindir.net/?p=47072</guid>
		<description><![CDATA[Lif Nedir? Ne işe yarar
Lif Nedir?
Sizin için yararlı yiyeceklerde, vücut tarafından emilen ve  vücudunuzun işlevleri ve sağlıklı kalmanız için kullanılan gıda maddeleri vardır  Sağlıklı diyetin önemli bir parçası olan lifler için durum farklıdır Lifler  emilmez ve sindirim sisteminden büyük ölçüde parçalanmadan geçer Bununla  birlikte, sindirim sisteminin sağlığında önemli rol oynar, kalp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><span style="color: #ff00ff;"><strong>Lif Nedir? Ne işe yarar</strong></span></h2>
<p>Lif Nedir?</p>
<p>Sizin için yararlı yiyeceklerde, vücut tarafından emilen ve  vücudunuzun işlevleri ve sağlıklı kalmanız için kullanılan gıda maddeleri vardır  Sağlıklı diyetin önemli bir parçası olan lifler için durum farklıdır Lifler  emilmez ve sindirim sisteminden büyük ölçüde parçalanmadan geçer Bununla  birlikte, sindirim sisteminin sağlığında önemli rol oynar, kalp hastalığı ve  kanser gibi diğer önemli hastalıklara karşı koruyucu etki  gösterir</p>
<p>Lifler, sadece kepekli tahıl, meyve, sebze, fasulye, kabuklu  yiyecek ve çekirdek gibi bitkisel gıdalarda bulunmaktadır</p>
<p>LİF  NEDİR?</p>
<p>Lifler, bitkilerin (meyve, sebze ve tahıl gibi) vücut tarafından  sindirilmeyen bölümüdür Diyetle alınan lifler 2 tiptir: çözünür lifler, sıvıyla  karışınca bir jel oluşur, çözünmez lifler sıvıyla karışınca jel  oluşmaz</p>
<p>NE KADAR LİFE İHTİYACINIZ VAR?</p>
<p>Önerilen günlük lif  miktarı, 20-35 gramdır Örneğin, yarım kase yulaf kepeğinde 55 g, soyulmamış bir  armutta ise 45 g lif bulunmaktadır Bu miktarın, mümkün olduğunca gıda eki  yerine, liften zengin yiyeceklerden alınmasına dikkat edilmelidir</p>
<p><strong><br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaliteindir.net/lif-nedir-ne-ise-yarar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lenf sistemi nedir Nasıl çalışır</title>
		<link>http://www.kaliteindir.net/lenf-sistemi-nedir-nasil-calisir.html</link>
		<comments>http://www.kaliteindir.net/lenf-sistemi-nedir-nasil-calisir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2010 16:24:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Harbikiz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[çalışır]]></category>
		<category><![CDATA[Lenf]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Sistemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaliteindir.net/?p=46685</guid>
		<description><![CDATA[Lenf sistemi nedir Nasıl çalışır
Lenfatik sistem veya lenf sistemi lenf sıvısı, lenf damarları ve lenf düğümlerinden oluşan bir organ sistemidir. İkinci bir dolaşım sistemi olarak tanımlanabilecek olan lenf sistemi yine de yapısı itibariyle dolaşım sisteminden çok farklıdır. Dolaşım sisteminden bağımsız olarak çalışan lenfatik sistem bağışıklık sistemi içeriğini yine dolaşım sistemine boşaltır ve genel olarak bağışıklıkta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Lenf sistemi nedir Nasıl çalışır<br />
Lenfatik sistem veya lenf sistemi lenf sıvısı, lenf damarları ve lenf düğümlerinden oluşan bir organ sistemidir. İkinci bir dolaşım sistemi olarak tanımlanabilecek olan lenf sistemi yine de yapısı itibariyle dolaşım sisteminden çok farklıdır. Dolaşım sisteminden bağımsız olarak çalışan lenfatik sistem bağışıklık sistemi içeriğini yine dolaşım sistemine boşaltır ve genel olarak bağışıklıkta rol alır.</p>
<p>Lenf sistemi kan dolaşımı gibi doku ve hücrelerdeki artık maddeleri toplar , fakat lenf sisteminin bu trasport işlemi oldukca farklıdır. Kan dolaşımı atar ve toplar damarlardan oluşurken, lenf sistemi tek yönlü yol gibi sadece toplama işlemi yapar. Hücreler arasında kalan artık maddeleri lenf sistemi alarak ana lenf damarına (kanalına) ulaştırır, bu kanalda artık maddeleri toplar damarlara verir.</p>
<p>Lenf sistemi neleri transporteder?<br />
1-) Su, günde 2-4 litre suyu taşır.<br />
2-) Proteinları<br />
3-) Hücre artıkları, ölü hücreler ve yıpranmış hücreler<br />
4-) Yabancı maddeleri: toz gibi<br />
5-) Bakterileri ve başka hastalık yapıcı maddeleri </p>
<p>6-) Yağlar, tam sindirilmemiş yağlar<br />
Lenfin narin kanalları bu artık maddeleri toplar ve büyük kanallara aktarır, onlarda bu artık maddeleri toplar damarlara verir. Lenf kanalları (damarları ) taşıma işlemi sırasında diğer bezelerine uğrarlar. Bezelerdeki artık maddelerde bu kanala aktarılır. Lenf bezleri vücudun filitresi gibidir. Toplar damarlardaki kanın geri dönüşünü önlemek için bulunan kapakcıklar burada lenf damarlarlarındada vardır ve böylece artık maddelerin geri dönmesi önlenir.<br />
Başka görevleri nedir ?<br />
Lenf bezeleri toplu iğne başından fasulye büyüklüğüne kadar çeşitli büyüklüklerde takriben 600 adet olurlar. İrili ufaklı tesbih gibi birbirlerine lenf damarları ile bağlıdır. Lenf bezeleri sadece transport işlemi yapamazlar ve aynı anda bağışıklık sisteminin en önemli organlarındandır. Akyuvarlar hücrelerinden (lenfositler) üretirler vede lenf kanallarındaki fazla suyu lenf bezeleri (düğmeleri) emerek alır. </p>
<p>En önemli lenf bezeleri ?<br />
Koltukaltı lenf bezleri, boyun lenf bezeleri, kasık lenf bezeleri ve leğenkemiği bezeleri en önemlileridir. Lenf bezeleri iltihaplanınca şişerler ve basınca ağrıya sebep olurlar. İltihaplanan lenf bezelerinin mutlaka tedavisi gerekir. Vücudun sağ tarafındaki lenf kanalları köprücük kemiğinin altındaki toplar damara aktarılır ve solundaki lenflerde toplanan maddeler sol köprücük kemiği altından toplar damara aktarılır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaliteindir.net/lenf-sistemi-nedir-nasil-calisir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürkün kurduğu Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi hakkında bilgi</title>
		<link>http://www.kaliteindir.net/ataturkun-kurdugu-dil-ve-tarih-cografya-fakultesi-hakkinda-bilgi.html</link>
		<comments>http://www.kaliteindir.net/ataturkun-kurdugu-dil-ve-tarih-cografya-fakultesi-hakkinda-bilgi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 03:21:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[kurduğu]]></category>
		<category><![CDATA[Misiniz]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[verir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaliteindir.net/?p=44192</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk&#8217;ün kurduğu Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi hakkında bilgi verir
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi
Ankara Üniversitesi&#8217;nin fakülte olarak kurulan ilk yükseköğretim kurumu olan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Büyük Önderimiz&#8217;in adını koyduğu ve özel bir misyon yüklediği bir bilim merkezidir.
Mustafa Kemal Atatürk, fakültenin kurulmasını önerirken, çağdaş Türkiye&#8217;nin yapacağı atılımla hem ulusal bilincin gelişmesi, hem de özgür düşünceli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk&#8217;ün kurduğu Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi hakkında bilgi verir<br />
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi<br />
Ankara Üniversitesi&#8217;nin fakülte olarak kurulan ilk yükseköğretim kurumu olan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Büyük Önderimiz&#8217;in adını koyduğu ve özel bir misyon yüklediği bir bilim merkezidir.<br />
Mustafa Kemal Atatürk, fakültenin kurulmasını önerirken, çağdaş Türkiye&#8217;nin yapacağı atılımla hem ulusal bilincin gelişmesi, hem de özgür düşünceli bireylerin yetişebilmesi için, Türk dilinin, Türk tarihinin ve Türk kültürünün derinliğine araştırılmasının en başta gelen koşul olduğuna inanıyordu. Türkiye&#8217;de sosyal bilimler alanında seçkin bir yeri bulunan fakültenin kuruluş yasası TBMM&#8217;ce 14 Haziran 1935&#8242;te kabul edilmiş ve karar 22 Haziran 1935 tarih ve 2035 sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayımlanmıştır.<br />
1935-1940 yılları arasında Evkaf Apartmanı&#8217;nda faaliyetini sürdüren fakültenin bugünkü binasının planı ünlü Alman mimarı Bruno Taut tarafından çizilmiştir.<br />
1936 yılında 195 öğrenci ile öğretime başlayan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, 13 Haziran 1946&#8242;ya kadar Milli Eğitim Bakanlığı&#8217;na bağlı olarak faaliyet göstermiş, bu tarihten itibaren 4936 sayılı Üniversiteler Kanunu ile Ankara Üniversitesi&#8217;nin bünyesinde yer almıştır.<br />
Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk ve Türkiye tarihinin incelenmesine kaynaklık edecek olan Sümerce ve Hititce&#8217;den Latince ve Yunanca&#8217;ya, antik doğu ve batı dilleri yanında modern diller ile coğrafya, felsefe, psikoloji, sosyoloji, antropoloji gibi çeşitli sosyal bilimlerin farklı alanlarında eğitim veren bir bilim kurumudur. Fakültede hem temel kaynaklara inen, hem de çağdaş dünyaya ayak uydurmayı hedefleyen 18 bölüm ve 71 anabilim dalı mevcuttur. Bunlardan 17 bölüm ve 65 anabilim dalında eğitim öğretim yapılmaktadır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaliteindir.net/ataturkun-kurdugu-dil-ve-tarih-cografya-fakultesi-hakkinda-bilgi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilimsel Araştırma basamakları nelerdir?</title>
		<link>http://www.kaliteindir.net/bilimsel-arastirma-basamaklari-nelerdir-2.html</link>
		<comments>http://www.kaliteindir.net/bilimsel-arastirma-basamaklari-nelerdir-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 21:04:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[basamakları]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[Nelerdir?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaliteindir.net/?p=44195</guid>
		<description><![CDATA[Bilimsel Araştırma basamakları nelerdir?
BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEM VE TEKNİKLERİ
KAPSAM
Araştırma Teknikleri sunuşu, araştırma yöntemlerindeki farklı anlayışları, yaygın olarak kullanılan araştırma tekniklerini, araştırma basamaklarını, veri toplama ve analizini, yorumunu, rapor yazma esaslarını, kaynakça ve dipnot gösterme tekniklerini kapsamaktadır. 
Temel amaç; araştırma sürecini (sorun belirleme, veri toplama, veri analizi ve sonuçları yorumlama) incelemek, belli başlı bilimsel araştırma yöntemlerini (deneysel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilimsel Araştırma basamakları nelerdir?<br />
BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEM VE TEKNİKLERİ</p>
<p>KAPSAM</p>
<p>Araştırma Teknikleri sunuşu, araştırma yöntemlerindeki farklı anlayışları, yaygın olarak kullanılan araştırma tekniklerini, araştırma basamaklarını, veri toplama ve analizini, yorumunu, rapor yazma esaslarını, kaynakça ve dipnot gösterme tekniklerini kapsamaktadır. </p>
<p>Temel amaç; araştırma sürecini (sorun belirleme, veri toplama, veri analizi ve sonuçları yorumlama) incelemek, belli başlı bilimsel araştırma yöntemlerini (deneysel yöntem, betimleme yöntemi, tarihi yöntem vd.) gözden geçirmek ve belirli bir konu hakkında araştırma yapabilmek için gereken literatür bulma, veri toplama, verileri değerlendirme ve rapor yazma tekniklerini anlatmaktır. </p>
<p>I- ARAŞTIRMA TEKNİKLERİ AŞAMALARI </p>
<p>Belirlenen bir konuda araştırma yapılırken, belli aşamaları takip etmek, çalışmanın daha hızlı ve verimli olmasını sağlayacaktır. Bu aşamalar 8 başlık altında toplanabilir.<br />
1-Araştırmanın Konusu<br />
2-Araştırmanın Amacı ve Önemi<br />
3-Araştırmanın planlanması<br />
4-Problem Cümlesi<br />
5-Kaynak Taraması (Anahtar kelimeler, veri toplama yöntem ve teknikleri: Veri türleri/kaynakça (ilgili kurumlar, kütüphaneler, ilgili kişiler, internet) Verileri toplama/sınıflandırma)<br />
6-Varsayımlar<br />
7-Tanımlar ve Sınırlılıklar (Araştırmanın içeriği, Başlıklar/alt başlıklar)<br />
8-Yazım/sunum (rapor yazma teknikleri)<br />
Bilimsel araştırmada verilen bir araştırma konusunu;</p>
<p>-Bilimsel araştırma yöntemlerine uygun olarak yürütebilmek,<br />
-Araştırma sonucuna uygun çözüm önerileri geliştirebilmek,<br />
-Araştırma konusuna ait çözüm önerilerini analiz edebilmek,<br />
-Bilimsel kurallara uygun olarak rapor edebilmek,<br />
-Araştırma konusuna uygun amaç, önem, varsayım, sınırlılık ve tanımları yazabilmek,<br />
-Araştırma amacına uygun veri toplama aracını uygulayabilmek,<br />
-Araştırma verileri üzerinde temel istatistiksel işlemler ve çözümlemeler yapabilmek,<br />
-Bulguların yorumlanması ile ilgili özellikleri açıklayabilmek,<br />
-Araştırmada elde edilen bulguları yorumlayabilmek,<br />
-Araştırma sonucuna göre öneriler geliştirebilmek,<br />
-Yapılan araştırmayla ilgili özet yazabilmek,<br />
-Araştırma raporunun yazımında dikkat edilmesi gereken kuralları açıklayabilmek,<br />
-Kurallarına uygun olarak raporlaştırabilmek,gerekmektedir. </p>
<p>Bilimsel bir araştırma iki evreden oluşur. Bunlar; </p>
<p>A-Araştırma Teknikleri (Araştırmanın Amacı ve Önemi, Veri Toplama Teknikleri)<br />
B-Araştırma Teknikleri (Rapor Yazma Teknikleri) </p>
<p>A. ARAŞTIRMA TEKNİKLERİ: ARAŞTIRMANIN AMACI VE ÖNEMİ, VERİ TOPLAMA TEKNİKLERİ</p>
<p>-Araştırma yapılacak konuda, amacı ortaya tam koyabilmek, çalışmanın önemini vurgulamak,<br />
-Bilimsel araştırma teknikleri doğrultusunda, seçilen konu üzerinde araştırma yaparak, değişik kaynaklardan veri toplamak ve elde edilen verileri doğru olarak analiz edebilmek.<br />
-Veri türleri<br />
1-Belgesel tarama (kütüphane)<br />
2-Gözlem<br />
3-Görüşme<br />
4- Yazışma<br />
5- Internet<br />
Çalışmanın bu aşamasında dikkat edilmesi gereken hususlar aşağıda özetlenmiştir. </p>
<p>-Seçtiği konuyla ilgili kaynak taraması yapabilmek<br />
1. Konuyla ilgili kaynak eser ve kişileri belirleyip yazma<br />
2. Kaynak taraması için uygun bir plân hazırlama<br />
3. Kütüphane çalışmalarında katalog kullanma<br />
4. Yararlandığı kaynak ve kişilerden elde ettiği bilgileri not ve fişlere yazma<br />
5. Basın yayın organlarını takip ederek konuya ilişkin bilgileri toplama<br />
6- Internet’ten araştırma yapma </p>
<p>-Araştırma konusuna uygun amaç, önem, varsayım, sınırlılık ve tanımları yazabilmek<br />
1. Araştırma konusuna uygun olarak araştırmanın amacını yazma<br />
2. Araştırma konusuna göre araştırmanın önemini yazma<br />
3. Araştırmanın dayandığı temelleri yazma<br />
4. Araştırma konusunun sınırlılıklarını yazma<br />
5. Araştırma konusuna uygun tanımları yazma </p>
<p>-Araştırma verileri üzerinde temel istatistiksel işlemler ve çözümlemeler yapabilmek<br />
1. Elde ettiği verileri amacına uygun olarak sınıflayıp yazma<br />
2. Sınıflandırdığı veriler üzerinde gerekli olan istatistiksel işlemleri yapma<br />
3. Verileri tablo halinde gösterme<br />
4. Sonuçları kontrol etme </p>
<p>-Bulguların yorumlanması ile ilgili özellikleri açıklayabilmek<br />
1. Bulguların nasıl yorumlanacağını yazma<br />
2. Yorumlamada dikkat edilmesi gereken özellikleri yazma<br />
3. Bulguların yorumlanmasını örnek vererek açıklama </p>
<p>-Araştırmada elde ettiği bulguları yorumlayabilmek<br />
1. İstatistiksel tekniklerle elde ettiği bulguları yazma<br />
2. Bulgular doğrultusunda yorumunu yazma<br />
3. Yaptığı yorumun doğruluğunu tabloya göre kontrol ederek yazma </p>
<p>-Araştırma sonucuna göre öneriler geliştirebilmek<br />
1. Araştırma sonuçlarına dayalı olarak gerçekleştirilebilecek öneriler yazma<br />
2. Bu önerileri önemine göre sıralayıp yazma </p>
<p>-Yaptığı araştırmayla ilgili özet yazabilmek<br />
1. Araştırmanın tüm aşamalarını özetleyerek yazma<br />
2. Yazdığı özeti, araştırmanın ilgili bölümüne yerleştirme </p>
<p>B-ARAŞTIRMA TEKNİKLERİ:RAPOR YAZMA TEKNİKLERİ </p>
<p>I-Araştırma raporunun yazılmasında temel kurallar<br />
1-Bilimsel kurallar<br />
2-İçerik ile ilgili kurallar<br />
a-Alıntıların kullanılması<br />
b-Dipnotların yazılması<br />
-Kaynak belirtme amaçlı dipnot<br />
-Ek bilgi verme amaçlı dipnot<br />
II-Araştırma raporunun yazılması<br />
1-Ön bölüm<br />
a-Başlık sayfası<br />
b-Önsöz<br />
c-içindekiler<br />
d-Listeler<br />
a-Başlık sayfası<br />
b-Önsöz<br />
c-içindekiler<br />
d-Listeler<br />
2-Ana bölüm/Metin</p>
<p>a-Giriş<br />
-Problem<br />
-Amaç<br />
-Önem<br />
-Sınırlılıklar<br />
-Tanımlar<br />
b-Kaynak araştırması<br />
c-Materyal ve yöntem<br />
-Evren ve örneklem<br />
-Araştırma modeli<br />
-Veriler ve toplanması<br />
-Verilerin işlenmesi<br />
d-Araştırma sonuçları e-Tartışma<br />
f-Sonuç<br />
g-Öneriler<br />
h-Özet<br />
3-Arka bölüm</p>
<p>a-Ekler<br />
b-Kaynaklar listesi<br />
-Çalışmanın bu aşamasında dikkat edilmesi gereken hususlar aşağıda özetlenmiştir. </p>
<p>Raporlaştırma ile ilgili temel kavramlar bilgisi<br />
1. Rapor, dipnot, kaynakça, metodoloji kavramlarının tanımlarını yazma<br />
2. Verilen bir kavramın tanımını, verilen bir dizi tanım arasından seçip işaretleme<br />
3. Verilen bir dizi kavramla, bir dizi tanımı eşleştirip işaretleme </p>
<p>Araştırma raporunun bölümlerini sıralayabilmek<br />
1. Araştırma raporunda bulunması gereken bölümleri sırasıyla yazma<br />
2. Sırası karışık verilen bölümleri sıraya koyma<br />
3. Verilen bir bölümde bulunması gereken öğeleri yazma </p>
<p>Araştırma raporunun yazımında dikkat edilmesi gereken kuralları açıklayabilmek<br />
1. Araştırma raporunun yazılmasında dikkat edilmesi gereken kuralları yazma<br />
2. Raporlaştırmada kullanacağı dilin özelliklerini açıklama<br />
3. Kapak düzeninin nasıl olacağını yazma<br />
4. Raporlaştırmada kâğıt düzeninin nasıl olacağını yazma<br />
5. Raporlaştırmada başlık ve paragraf düzeninin nasıl olacağını yazma<br />
6. Raporlaştırmada şekil ve tabloların yerleştirilmesinde dikkat edilecek özellikleri açıklama<br />
7. Dipnot yazımında dikkat edilmesi gereken kuralları açıklama<br />
8. Alıntı yapılırken dikkat edilmesi gereken kuralları açıklama<br />
9. Kaynakça yazımında dikkat edilmesi gereken kuralları açıklama<br />
10. Özet yazmada dikkat edilmesi gereken kuralları açıklama </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaliteindir.net/bilimsel-arastirma-basamaklari-nelerdir-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk inkılapları yapılmadan önce Türkiyede yaşantı nasıldı?</title>
		<link>http://www.kaliteindir.net/ataturk-inkilaplari-yapilmadan-once-turkiyede-yasanti-nasildi.html</link>
		<comments>http://www.kaliteindir.net/ataturk-inkilaplari-yapilmadan-once-turkiyede-yasanti-nasildi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 13:47:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[inkılapları]]></category>
		<category><![CDATA[nasıldı?]]></category>
		<category><![CDATA[önce]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmadan]]></category>
		<category><![CDATA[yaşantı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaliteindir.net/?p=44197</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk inkılapları yapılmadan önce Türkiye&#8217;de yaşantı nasıldı?
Atatürk inkılaplarının öncesi ve sonrasını karşılaştırma
T.C. Tarihi Cumhuriyet Dönemi
A) Cumhuriyetin İlanı ve Halifeliğin Kaldırılması: 
1. Cumhuriyetin İlanı ve Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın ilk Cumhurbaşkanı Seçilişi. 
2. Halifeliğin Kaldırılması ve Bunun Önemi. 
B) Partiler ve Çok Partili Döneme Geçiş Dönemleri: 
1. Cumhuriyet Halk Fırkası. 
2. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Şeyh Sait Ayaklanması. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk inkılapları yapılmadan önce Türkiye&#8217;de yaşantı nasıldı?<br />
Atatürk inkılaplarının öncesi ve sonrasını karşılaştırma</p>
<p>T.C. Tarihi Cumhuriyet Dönemi<br />
A) Cumhuriyetin İlanı ve Halifeliğin Kaldırılması: </p>
<p>1. Cumhuriyetin İlanı ve Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın ilk Cumhurbaşkanı Seçilişi. </p>
<p>2. Halifeliğin Kaldırılması ve Bunun Önemi. </p>
<p>B) Partiler ve Çok Partili Döneme Geçiş Dönemleri: </p>
<p>1. Cumhuriyet Halk Fırkası. </p>
<p>2. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Şeyh Sait Ayaklanması. </p>
<p>3. Mustafa Kemal&#8217;e Suikast. </p>
<p>4. Serbest Cumhuriyet Fırkası ve Menemen Olayı. </p>
<p>C) İnkılabın Gelişimi, Devlet ve Toplum Kurumlarının Laikleşmesi. </p>
<p>1. Osmanlı Devletinde Hukuk. </p>
<p>2. Din-Devlet ilişkisi ve Aşamaları. </p>
<p>3. Türk Medeni Kanununun Kabulü ve Karakteri. </p>
<p>D) Eğitim ve Kültür Alanında İnkılap Hareketleri: </p>
<p>1. Türk Harflerinin Kabulü. </p>
<p>2. Tevhid-i Tedrisat Kanunu. </p>
<p>3. Medreselerin Kaldırılmamsı. </p>
<p>4. Eğitim-Öğretim Alanında Gelişmeler, (Okullar, Güzel Sanatlar ve Kültür alanında gelişmeler üzerinde durulması) </p>
<p>5. Yeni Tarih Anlayışı. </p>
<p>6. Türk Dilinin Gelişmesi. </p>
<p>E) Toplumsal Yaşayışın Düzenlenmesi : </p>
<p>1. Tekkelerin, Zaviyelerin ve Türbelerin Kapatılması. </p>
<p>2. Kıyafette Değişiklik. </p>
<p>3. Soyadı Kanununun Kabulü. </p>
<p>4. Ölçüler, Saat ve Takvimde Değişiklik. </p>
<p>5. Kadın Haklarının Kabulü. </p>
<p>F) Ekonomik Alanda Gelişme: </p>
<p>1. Milli Ekonominin Kurulması : </p>
<p>a) Cumhuriyetin İlk Yıllarında Ekonomi. </p>
<p>b) Milli Ekonomi İlkesi ve Uygulanması. </p>
<p>c) Tarım (Köycülük siyaseti, kooperatifçilik, toprak reformu, vergi sistemi üzerinde durulması). </p>
<p>d) Ticaret (Kabotaj hakkının açıklanması.) </p>
<p>e) Sanayi ve Madencilik </p>
<p>2. Bayındırlık Alanında Gelişme. </p>
<p>3. Sağlık ve Tıp Alanında Gelişme. </p>
<p>Atatürk inkılaplarının tümü bir bütün oluşturur. Birbirini tamamlarlar. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaliteindir.net/ataturk-inkilaplari-yapilmadan-once-turkiyede-yasanti-nasildi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Derimizi güneş ışınlarından nasıl koruyabiliriz?</title>
		<link>http://www.kaliteindir.net/derimizi-gunes-isinlarindan-nasil-koruyabiliriz.html</link>
		<comments>http://www.kaliteindir.net/derimizi-gunes-isinlarindan-nasil-koruyabiliriz.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 12:46:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Derimizi]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş]]></category>
		<category><![CDATA[ışınlarından]]></category>
		<category><![CDATA[koruyabiliriz?]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaliteindir.net/?p=44199</guid>
		<description><![CDATA[Derimizi güneş ışınlarından nasıl koruyabiliriz?
Yazın giyilecek giysilerin güneş ışınını yansıtacak özellikte açık renkli ve hafif olanlardan seçilmesi gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Yorulmaz, şöyle devam etti: &#8221;Giysiler sıkı, dar olmamalıdır. Vücudu sıkı sıkıya saran dar giysiler, cilt ile giysi arasında hava akımını engelleyerek terleme yoluyla ısı kaybını da etkiler ve sıcağın olumsuz etkisini artırır. Giysiler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Derimizi güneş ışınlarından nasıl koruyabiliriz?<br />
Yazın giyilecek giysilerin güneş ışınını yansıtacak özellikte açık renkli ve hafif olanlardan seçilmesi gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Yorulmaz, şöyle devam etti: &#8221;Giysiler sıkı, dar olmamalıdır. Vücudu sıkı sıkıya saran dar giysiler, cilt ile giysi arasında hava akımını engelleyerek terleme yoluyla ısı kaybını da etkiler ve sıcağın olumsuz etkisini artırır. Giysiler aynı zamanda koruyucu kremler gibi, güneş ışığının etkisini azaltarak cildi koruyabilmektedir. İç çamaşırları pamuklu ve dar olmayanlardan seçilmeli, yazın pek kullanılmamakla birlikte teri emebilen bir atlet giymek, hem güneşten korunmada faydalı olur hem de teri emerek sıcaktan daha az etkilenmeyi sağlar.&#8221;<br />
&#8221;EN AZ 15 FAKTÖR GÜNEŞ KREMİ TERCİH EDİLMELİ&#8221;<br />
Prof. Dr. Yorulmaz, giysinin cildi güneş yanıklarından tümüyle korumadığı için yazın güneş altına dolaşmak durumunda kalındığında kişinin üzerinde giysi olsa bile koruyucu krem kullanmasının doğru bir davranış olacağını söyledi. Güneş ışınlarından korunmak için büyüklerin en az 15, çocukların ise en az 20 faktör koruyucu kreme ihtiyaç duyduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Yorulmaz, &#8221;Güneşin en şiddetli olduğu zamanlarda güneş altında dolaşırken, giyilen giysiler mümkün olduğunca bol, uzun kollu ve bacakları korumak üzere uzun bol pantolonlar olmalıdır. Böylece kolların ve bacakların güneşten yanması engellenmiş olacaktır&#8221; dedi.<br />
Yazın sıcak havalarda başı ve beyni sıcaklardan korumak için mutlaka güneş ışınlarını doğrudan kafaya gelmesini engellemek üzere şapka giyilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Yorulmaz, özellikle saçları olmayan ya da seyrek olanlarda bunun daha büyük önem taşıdığını söyledi. Gözleri güneşin şiddetli ve zararlı ışınlarından korumak için de gündüz saatlerinde mutlaka yüze uygun güneş gözlüğü kullanılması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Yorulmaz, &#8221;Yaz mevsiminde hafif, terlemeyi engellemeyecek tarzda makyaj yapılması daha sağlıklıdır. Sıcak havada ağır parfümlerin kokularıyla sinek böcek gibi haşereleri çekebileceği unutulmamalı, hafif parfümler tercih edilmelidir&#8221; diye konuştu..(aa)haber.. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaliteindir.net/derimizi-gunes-isinlarindan-nasil-koruyabiliriz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bayrağımızın Ulusumuz için önemi nedir?</title>
		<link>http://www.kaliteindir.net/bayragimizin-ulusumuz-icin-onemi-nedir.html</link>
		<comments>http://www.kaliteindir.net/bayragimizin-ulusumuz-icin-onemi-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 02:04:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Bayrağımızın]]></category>
		<category><![CDATA[İçin]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Önemi]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusumuz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaliteindir.net/?p=44201</guid>
		<description><![CDATA[Bayrağımızın Ulusumuz için önemi nedir?
Bayrak. Ulus simgesi. Özgür olmanın ve vatan sahibi olmanın şerefi. Bize bu vatanı armağan edenlerin kan rengi ile bezenmiş yüce ruh. Hilal; Orta asyadan bu güne kadar türklüğün simgesi ve Türler İslamiyete geçince de islemiyetin simgesi olmuştur. Yıldız; İlk kez Hilal&#8217;in yanına yıldızı Osmanlılar koymuştur ve bu yıldız sekiz köşelidir. Sekiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bayrağımızın Ulusumuz için önemi nedir?<br />
Bayrak. Ulus simgesi. Özgür olmanın ve vatan sahibi olmanın şerefi. Bize bu vatanı armağan edenlerin kan rengi ile bezenmiş yüce ruh. Hilal; Orta asyadan bu güne kadar türklüğün simgesi ve Türler İslamiyete geçince de islemiyetin simgesi olmuştur. Yıldız; İlk kez Hilal&#8217;in yanına yıldızı Osmanlılar koymuştur ve bu yıldız sekiz köşelidir. Sekiz köşeli yıldız mitolojide zafer anlamı ve kahramanlık anlamına gelir. Yıldızı beş köşeli yapan yine Osmanlılardır. Beş köşeli yıldız ise mitolojide İnsan anlamına gelir. Bizim bayrağımızın şekilsel anlamını anlatmak bu kadar kısa değildir aslında. Anlamını anlatmak ciltler ve ansiklopediler yazmaya başlamak anlamına gelir. Düşünün ve Bayrağımıza bakarak sizde bazı anlamlar türetin. Ne kadar zor ve çok anlamlı bayrağımız olduğunu görecek ve sizde şaşıracaksınız.<br />
Alıntı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaliteindir.net/bayragimizin-ulusumuz-icin-onemi-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Besinleri taze olarak tüketmek neden önemlidir?</title>
		<link>http://www.kaliteindir.net/besinleri-taze-olarak-tuketmek-neden-onemlidir.html</link>
		<comments>http://www.kaliteindir.net/besinleri-taze-olarak-tuketmek-neden-onemlidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Nov 2009 21:12:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Besinleri]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[olarak]]></category>
		<category><![CDATA[önemlidir?]]></category>
		<category><![CDATA[taze]]></category>
		<category><![CDATA[tüketmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaliteindir.net/?p=44203</guid>
		<description><![CDATA[Besinleri taze olarak tüketmek neden önemlidir?
Besinlerin Taze Tüketilmesinin Önemi
Bedenimizin ihtiyaç duyduğu demir, kalsiyum, potasyum gibi maddeleri sebzelerden sağlarız. Sebzeler asıl olarak taze tüketilmesi gereken besinlerdendir. Taze bir sebzenin % 70′i su, % 3.5′u protein ve % 1′i yağdır. Az yağ içermesi sebebi ile diyet programları için de sebze önemlidir. 
Sebzelerin dondurularak ileri tarihlerde tüketilmesi ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Besinleri taze olarak tüketmek neden önemlidir?<br />
Besinlerin Taze Tüketilmesinin Önemi</p>
<p>Bedenimizin ihtiyaç duyduğu demir, kalsiyum, potasyum gibi maddeleri sebzelerden sağlarız. Sebzeler asıl olarak taze tüketilmesi gereken besinlerdendir. Taze bir sebzenin % 70′i su, % 3.5′u protein ve % 1′i yağdır. Az yağ içermesi sebebi ile diyet programları için de sebze önemlidir. </p>
<p>Sebzelerin dondurularak ileri tarihlerde tüketilmesi ile taze tüketimi arasında kuşkusuz fark vardır. Sebzeler kesilerek ya da bütün olarak dondurulduklarında besin değerlerinde azalma olur. (Eğer sebzeleri dondurarak saklamayı tercih ediyorsanız parçalamadan saklamayı tercih edebilirsiniz.) Aynı şekilde taze sebzelerin aşırı haşlanarak ya da pişirilerek yenmesi durumunda da sebzeler taşıdıkları değeri önemli ölçüde kaybedebilirler. </p>
<p>Sebzeleri bir çoğumuz konserve olarak da tüketmeyi tercih ederiz. Aslında sebzeler </p>
<p>konservelendiğinde, çiğ ve dondurulmuş sebzelere kıyasla daha yüksek oranda besin değerini kaybederler. Örneğin fasulye çiğ ile kıyaslandığında pişmiş ya da dondurulmuş fasulye lif değerinin % 25′ini, vitamin değerinin ise % 10′unu kaybeder. Konserve olarak ise bu değerleri neredeyse % 50′ye yakın yitirir.</p>
<p>Sebzeleri genel olarak çiğ tüketmeye pek alışık değilizdir. Oysa ki, ıspanak, karnıbahar salata olarak, patates, salatalık meyve olarak rahatlıkla tüketilebilir. </p>
<p>Sebzelerin taşıdığı besin değeri ile yetiştikleri toprağın doğallığı arasında da ilinti vardır. Toprağın verimli olması halinde sebzeler içerdikleri besin değeri açısından daha faydalı olacaktır. Öte yandan aşırı gübre ve kimyevi maddeler sebebi ile yapay olarak zenginleştirilmiş sebzelerin de sağlı açısından yan etkileri olduğu şüphesizdir. Tarım ilaçları sebebi ile sebzeleri kullanmadan önce iyice yıkamalıyız. Buzdolabında saklarken sebzeleri mümkün olduğunca naylon poşetlerde saklamalıyız. doğrusu da sebzenin alındıktan sonra kısa bir süre içinde tüketilmesidir </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaliteindir.net/besinleri-taze-olarak-tuketmek-neden-onemlidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evrendeki biyolojik yasalar nelerdir?</title>
		<link>http://www.kaliteindir.net/evrendeki-biyolojik-yasalar-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.kaliteindir.net/evrendeki-biyolojik-yasalar-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Nov 2009 20:02:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[biyolojik]]></category>
		<category><![CDATA[Evrendeki]]></category>
		<category><![CDATA[Nelerdir?]]></category>
		<category><![CDATA[yasalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaliteindir.net/?p=44205</guid>
		<description><![CDATA[Evrendeki biyolojik yasalar nelerdir?
ANLATIM 
2.1. Fiziksel Yasalar 
Fiziksel yasa ne demektir? 
Evrendeki yasalardan biri fiziksel yasalar, Fiziksel yasalar, maddenin oluşumu, yapısı, hareketi, değişimi ve maddeler arası ilişkileri ile ilgili yasalardır.
Fiziksel yasaların özellikleri nelerdir? 
Bu yasalar, evrenseldir, deney, gözlem ve araştırmalar sonucu ortaya konulmuştur. Her varlık bu yasaların sınırları için işlevlerini sürüdürler. 
Fiziksel yasalara örnekler 
Suyun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evrendeki biyolojik yasalar nelerdir?<br />
ANLATIM </p>
<p>2.1. Fiziksel Yasalar </p>
<p>Fiziksel yasa ne demektir? </p>
<p>Evrendeki yasalardan biri fiziksel yasalar, Fiziksel yasalar, maddenin oluşumu, yapısı, hareketi, değişimi ve maddeler arası ilişkileri ile ilgili yasalardır.</p>
<p>Fiziksel yasaların özellikleri nelerdir? </p>
<p>Bu yasalar, evrenseldir, deney, gözlem ve araştırmalar sonucu ortaya konulmuştur. Her varlık bu yasaların sınırları için işlevlerini sürüdürler. </p>
<p>Fiziksel yasalara örnekler </p>
<p>Suyun kaldırma kuvveti, suyun buharlaşması, hava basıncı, yerçekimi vb. konular fiziksel yasalarla ilgilidir. Örneğin; “Su deniz seviyesinde ve belli bir basınç altında 100 C derecede kaynar”,”Isıtılan metaller genleşir”, Serbest bırakılan cisimleri düşme hızı, ağırlıkları ile doğru orantılıdır.” gibi yasalar fiziksel yasalardır.</p>
<p>Evrende meydana gelen hangi olaylar fiziksel yasaların sonucudur? </p>
<p>Yağmurun yağması, gecenin ve gündüzün, mevsim ve yılların oluşması, ısınan suyun buharlaşması gibi olaylar Allah&#8217;ın koyduğu fiziksel yasaların bir sonucudur. </p>
<p>Fiziksel yasaların yararları nelerdir? </p>
<p>Allah, yeryüzünde yaşamın mümkün olabilmesi için, varlıklar arasındaki düzeni sağlayan fiziksel yasaları koymuştur. Evrensel olan bu yasalar; doğal dengeyi korur, evrendeki ölçülü yaratılışın devamını sağlar. Böylece evrende yaşama ortamı oluştururlar. Kur&#8217;an&#8217;da geçen &#8220;Allah, yeryüzünü sizin için bir döşek, gökyüzünü de bir tavan yaptı. Gökten su indirerek onunla size rızık olan çeşitli ürünler çıkardı&#8221; (Bakara suresi, 22) ayeti fiziksel yasalarla evrendeki yaşama ortamının oluşturulması arasındaki ilişkiyi açıklar. Ayrıca fiziksel yasalar dayalı olarak gelişen teknolojik ürünler insan yaşamını kolaylaştırır. </p>
<p>Fiziksel yasalarla ilgili ayetlerden bazıları şunlardır </p>
<p>&#8220;Onun varlığın delillerinden biri de denizde dağlar gibi yüzen gemilerdir&#8221; (Şura 32)<br />
&#8220;Gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren Allah&#8217;tır&#8221; (Furkan 62)<br />
&#8220;Güneş ve ay belirli bir hesaba göre hareket etmektedir.&#8221; (Rahman suresi. 5. ayet)</p>
<p>Fiziksel yasalar Allah&#8217;ın çizdiği bir kaderdir </p>
<p>Evrendeki fiziksel yasalar Allah&#8217;ın çizdiği bir kaderdir ve Allah&#8217;ın sonsuz güç sahibi olduğunun bir göstergesidir. Fiziksel yasaları bilmek, çevremizde meydana gelen olayları anlamlandırmamıza katkı sağlar. (Anlatım: Osman Ay)</p>
<p>KONUYU ANLADIK MI? </p>
<p>Fiziksel yasa ne demektir?<br />
Evrende bulunan fiziksel yasalara örnekler veriniz.<br />
Allah&#8217;ın evrendeki birçok düzeni fiziksel yasalara bağladığını ayetlerle açıklayınız. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaliteindir.net/evrendeki-biyolojik-yasalar-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilimsel Araştırma basamakları nelerdir?</title>
		<link>http://www.kaliteindir.net/bilimsel-arastirma-basamaklari-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.kaliteindir.net/bilimsel-arastirma-basamaklari-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 23:13:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[basamakları]]></category>
		<category><![CDATA[Bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[Nelerdir?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaliteindir.net/?p=44207</guid>
		<description><![CDATA[Bilimsel Araştırma basamakları nelerdir?
BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEM VE TEKNİKLERİ
KAPSAM
Araştırma Teknikleri sunuşu, araştırma yöntemlerindeki farklı anlayışları, yaygın olarak kullanılan araştırma tekniklerini, araştırma basamaklarını, veri toplama ve analizini, yorumunu, rapor yazma esaslarını, kaynakça ve dipnot gösterme tekniklerini kapsamaktadır. 
Temel amaç; araştırma sürecini (sorun belirleme, veri toplama, veri analizi ve sonuçları yorumlama) incelemek, belli başlı bilimsel araştırma yöntemlerini (deneysel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilimsel Araştırma basamakları nelerdir?<br />
BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEM VE TEKNİKLERİ</p>
<p>KAPSAM</p>
<p>Araştırma Teknikleri sunuşu, araştırma yöntemlerindeki farklı anlayışları, yaygın olarak kullanılan araştırma tekniklerini, araştırma basamaklarını, veri toplama ve analizini, yorumunu, rapor yazma esaslarını, kaynakça ve dipnot gösterme tekniklerini kapsamaktadır. </p>
<p>Temel amaç; araştırma sürecini (sorun belirleme, veri toplama, veri analizi ve sonuçları yorumlama) incelemek, belli başlı bilimsel araştırma yöntemlerini (deneysel yöntem, betimleme yöntemi, tarihi yöntem vd.) gözden geçirmek ve belirli bir konu hakkında araştırma yapabilmek için gereken literatür bulma, veri toplama, verileri değerlendirme ve rapor yazma tekniklerini anlatmaktır. </p>
<p>I- ARAŞTIRMA TEKNİKLERİ AŞAMALARI </p>
<p>Belirlenen bir konuda araştırma yapılırken, belli aşamaları takip etmek, çalışmanın daha hızlı ve verimli olmasını sağlayacaktır. Bu aşamalar 8 başlık altında toplanabilir.<br />
1-Araştırmanın Konusu<br />
2-Araştırmanın Amacı ve Önemi<br />
3-Araştırmanın planlanması<br />
4-Problem Cümlesi<br />
5-Kaynak Taraması (Anahtar kelimeler, veri toplama yöntem ve teknikleri: Veri türleri/kaynakça (ilgili kurumlar, kütüphaneler, ilgili kişiler, internet) Verileri toplama/sınıflandırma)<br />
6-Varsayımlar<br />
7-Tanımlar ve Sınırlılıklar (Araştırmanın içeriği, Başlıklar/alt başlıklar)<br />
8-Yazım/sunum (rapor yazma teknikleri)<br />
Bilimsel araştırmada verilen bir araştırma konusunu;</p>
<p>-Bilimsel araştırma yöntemlerine uygun olarak yürütebilmek,<br />
-Araştırma sonucuna uygun çözüm önerileri geliştirebilmek,<br />
-Araştırma konusuna ait çözüm önerilerini analiz edebilmek,<br />
-Bilimsel kurallara uygun olarak rapor edebilmek,<br />
-Araştırma konusuna uygun amaç, önem, varsayım, sınırlılık ve tanımları yazabilmek,<br />
-Araştırma amacına uygun veri toplama aracını uygulayabilmek,<br />
-Araştırma verileri üzerinde temel istatistiksel işlemler ve çözümlemeler yapabilmek,<br />
-Bulguların yorumlanması ile ilgili özellikleri açıklayabilmek,<br />
-Araştırmada elde edilen bulguları yorumlayabilmek,<br />
-Araştırma sonucuna göre öneriler geliştirebilmek,<br />
-Yapılan araştırmayla ilgili özet yazabilmek,<br />
-Araştırma raporunun yazımında dikkat edilmesi gereken kuralları açıklayabilmek,<br />
-Kurallarına uygun olarak raporlaştırabilmek,gerekmektedir. </p>
<p>Bilimsel bir araştırma iki evreden oluşur. Bunlar; </p>
<p>A-Araştırma Teknikleri (Araştırmanın Amacı ve Önemi, Veri Toplama Teknikleri)<br />
B-Araştırma Teknikleri (Rapor Yazma Teknikleri) </p>
<p>A. ARAŞTIRMA TEKNİKLERİ: ARAŞTIRMANIN AMACI VE ÖNEMİ, VERİ TOPLAMA TEKNİKLERİ</p>
<p>-Araştırma yapılacak konuda, amacı ortaya tam koyabilmek, çalışmanın önemini vurgulamak,<br />
-Bilimsel araştırma teknikleri doğrultusunda, seçilen konu üzerinde araştırma yaparak, değişik kaynaklardan veri toplamak ve elde edilen verileri doğru olarak analiz edebilmek.<br />
-Veri türleri<br />
1-Belgesel tarama (kütüphane)<br />
2-Gözlem<br />
3-Görüşme<br />
4- Yazışma<br />
5- Internet<br />
Çalışmanın bu aşamasında dikkat edilmesi gereken hususlar aşağıda özetlenmiştir. </p>
<p>-Seçtiği konuyla ilgili kaynak taraması yapabilmek<br />
1. Konuyla ilgili kaynak eser ve kişileri belirleyip yazma<br />
2. Kaynak taraması için uygun bir plân hazırlama<br />
3. Kütüphane çalışmalarında katalog kullanma<br />
4. Yararlandığı kaynak ve kişilerden elde ettiği bilgileri not ve fişlere yazma<br />
5. Basın yayın organlarını takip ederek konuya ilişkin bilgileri toplama<br />
6- Internet’ten araştırma yapma </p>
<p>-Araştırma konusuna uygun amaç, önem, varsayım, sınırlılık ve tanımları yazabilmek<br />
1. Araştırma konusuna uygun olarak araştırmanın amacını yazma<br />
2. Araştırma konusuna göre araştırmanın önemini yazma<br />
3. Araştırmanın dayandığı temelleri yazma<br />
4. Araştırma konusunun sınırlılıklarını yazma<br />
5. Araştırma konusuna uygun tanımları yazma </p>
<p>-Araştırma verileri üzerinde temel istatistiksel işlemler ve çözümlemeler yapabilmek<br />
1. Elde ettiği verileri amacına uygun olarak sınıflayıp yazma<br />
2. Sınıflandırdığı veriler üzerinde gerekli olan istatistiksel işlemleri yapma<br />
3. Verileri tablo halinde gösterme<br />
4. Sonuçları kontrol etme </p>
<p>-Bulguların yorumlanması ile ilgili özellikleri açıklayabilmek<br />
1. Bulguların nasıl yorumlanacağını yazma<br />
2. Yorumlamada dikkat edilmesi gereken özellikleri yazma<br />
3. Bulguların yorumlanmasını örnek vererek açıklama </p>
<p>-Araştırmada elde ettiği bulguları yorumlayabilmek<br />
1. İstatistiksel tekniklerle elde ettiği bulguları yazma<br />
2. Bulgular doğrultusunda yorumunu yazma<br />
3. Yaptığı yorumun doğruluğunu tabloya göre kontrol ederek yazma </p>
<p>-Araştırma sonucuna göre öneriler geliştirebilmek<br />
1. Araştırma sonuçlarına dayalı olarak gerçekleştirilebilecek öneriler yazma<br />
2. Bu önerileri önemine göre sıralayıp yazma </p>
<p>-Yaptığı araştırmayla ilgili özet yazabilmek<br />
1. Araştırmanın tüm aşamalarını özetleyerek yazma<br />
2. Yazdığı özeti, araştırmanın ilgili bölümüne yerleştirme </p>
<p>B-ARAŞTIRMA TEKNİKLERİ:RAPOR YAZMA TEKNİKLERİ </p>
<p>I-Araştırma raporunun yazılmasında temel kurallar<br />
1-Bilimsel kurallar<br />
2-İçerik ile ilgili kurallar<br />
a-Alıntıların kullanılması<br />
b-Dipnotların yazılması<br />
-Kaynak belirtme amaçlı dipnot<br />
-Ek bilgi verme amaçlı dipnot<br />
II-Araştırma raporunun yazılması<br />
1-Ön bölüm<br />
a-Başlık sayfası<br />
b-Önsöz<br />
c-içindekiler<br />
d-Listeler<br />
a-Başlık sayfası<br />
b-Önsöz<br />
c-içindekiler<br />
d-Listeler<br />
2-Ana bölüm/Metin</p>
<p>a-Giriş<br />
-Problem<br />
-Amaç<br />
-Önem<br />
-Sınırlılıklar<br />
-Tanımlar<br />
b-Kaynak araştırması<br />
c-Materyal ve yöntem<br />
-Evren ve örneklem<br />
-Araştırma modeli<br />
-Veriler ve toplanması<br />
-Verilerin işlenmesi<br />
d-Araştırma sonuçları e-Tartışma<br />
f-Sonuç<br />
g-Öneriler<br />
h-Özet<br />
3-Arka bölüm</p>
<p>a-Ekler<br />
b-Kaynaklar listesi<br />
-Çalışmanın bu aşamasında dikkat edilmesi gereken hususlar aşağıda özetlenmiştir. </p>
<p>Raporlaştırma ile ilgili temel kavramlar bilgisi<br />
1. Rapor, dipnot, kaynakça, metodoloji kavramlarının tanımlarını yazma<br />
2. Verilen bir kavramın tanımını, verilen bir dizi tanım arasından seçip işaretleme<br />
3. Verilen bir dizi kavramla, bir dizi tanımı eşleştirip işaretleme </p>
<p>Araştırma raporunun bölümlerini sıralayabilmek<br />
1. Araştırma raporunda bulunması gereken bölümleri sırasıyla yazma<br />
2. Sırası karışık verilen bölümleri sıraya koyma<br />
3. Verilen bir bölümde bulunması gereken öğeleri yazma </p>
<p>Araştırma raporunun yazımında dikkat edilmesi gereken kuralları açıklayabilmek<br />
1. Araştırma raporunun yazılmasında dikkat edilmesi gereken kuralları yazma<br />
2. Raporlaştırmada kullanacağı dilin özelliklerini açıklama<br />
3. Kapak düzeninin nasıl olacağını yazma<br />
4. Raporlaştırmada kâğıt düzeninin nasıl olacağını yazma<br />
5. Raporlaştırmada başlık ve paragraf düzeninin nasıl olacağını yazma<br />
6. Raporlaştırmada şekil ve tabloların yerleştirilmesinde dikkat edilecek özellikleri açıklama<br />
7. Dipnot yazımında dikkat edilmesi gereken kuralları açıklama<br />
8. Alıntı yapılırken dikkat edilmesi gereken kuralları açıklama<br />
9. Kaynakça yazımında dikkat edilmesi gereken kuralları açıklama<br />
10. Özet yazmada dikkat edilmesi gereken kuralları açıklama </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaliteindir.net/bilimsel-arastirma-basamaklari-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk&#8217;ün okuduğu okulların şimdiki adları nedir?</title>
		<link>http://www.kaliteindir.net/ataturkun-okudugu-okullarin-simdiki-adlari-nedir.html</link>
		<comments>http://www.kaliteindir.net/ataturkun-okudugu-okullarin-simdiki-adlari-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 21:08:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[adları]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürkün]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[okuduğu]]></category>
		<category><![CDATA[okulların]]></category>
		<category><![CDATA[şimdiki]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaliteindir.net/?p=44209</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk&#8217;ün okuduğu okulların şimdiki adları nedir?
Öğrenim çağına gelen Mustafa, annesinin isteğiyle Hafız Mehmet Efendi&#8217;nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, daha sonra babasının isteğiyle Mektebi Şemsi İbtidai (Şemsi Efendi Mektebi)&#8217;ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği&#8217;nde Hüseyin dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik&#8217;e dönüp okulunu bitirdi. Bu arada Zübeyde Hanım, Selanik&#8217;te gümrük memuru olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk&#8217;ün okuduğu okulların şimdiki adları nedir?<br />
<span style="color: #000000;"><span style="font-family: Georgia;">Öğrenim çağına gelen Mustafa, annesinin isteğiyle Hafız Mehmet Efendi&#8217;nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, daha sonra babasının isteğiyle Mektebi Şemsi İbtidai (Şemsi Efendi Mektebi)&#8217;ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği&#8217;nde Hüseyin dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik&#8217;e dönüp okulunu bitirdi. Bu arada Zübeyde Hanım, Selanik&#8217;te gümrük memuru olan Ragıp Bey ile evlendi.<br />
Şimdi müze olan Koca Kasım Paşa Mahallesi Islahhane Caddesi&#8217;ndeki ev 1870&#8242;de Rodoslu müderris Hacı Mehmed Vakfı tarafından yaptırılmış ve 1878&#8242;de yeni evlenen Ali Rıza Bey tarafından kiralanmıştır. Ancak o öldükten sonra Mustafa ve ailesi bu evden yanındaki 2 katlı, 3 odalı ve mutfaklı daha küçük eve taşınmışlardır.</p>
<p><img src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/6/6f/Ataturk-1905-Zubeyde-Makbule.jpg/200px-Ataturk-1905-Zubeyde-Makbule.jpg" border="0" alt="" /><br />
Kız kardeşi Makbule Hanım, annesi Zübeyde Hanım ve Atatürk</p>
<p>Mustafa, Selânik Mülkiye Rüştiyesi&#8217;ne kaydoldu ve 1893 yılında Selânik Askerî Rüştiyesi&#8217;ne girdi. Bu okulda Matematik Öğretmeni Yüzbaşı Üsküplü Mustafa Sabri Bey &#8220;Kemal&#8221; adını ilave etti. Fransızca öğretmeni Yüzbaşı Nakiyüddin Bey (Yücekök), özgürlük düşüncesiyle genç Mustafa Kemal&#8217;in düşünce yapısına etkiledi. Mustafa Kemal Kuleli Askerî İdadisi&#8217;ne girmeyi düşündüyse de ona ağabeylik yapan Selânikli bir subay Hasan Bey&#8217;in tavsiyesine uyarak Manastır Askerî İdadisi&#8217;ne kaydoldu. 1896-1899 yıllarında okuduğu Manastır Askerî İdadisi&#8217;nde Tarih öğretmeni Kolağası Mehmet Tevfik Bey (Bilge), Mustafa Kemal Efendi&#8217;nin tarih&#8217;e olan merakını güçlendirdi. Bu okulu ikincilikle bitirdi. 13 Mart 1899&#8242;da İstanbul&#8217;da Mekteb-i Harbiye-i Şahane (Harp Okulu)&#8217;na girdi. Birinci sınıfı 27. ikinci sınıfı 11. üçüncü sınıfı 1902&#8242;de Mülazım (Teğmen) rütbesiyle, 549 kişi arasından, piyade sınıf sekizincisi (1317 &#8211; P.8) olarak bitirdi. Akabinde Erkan-ı Harbiye Mektebi (Harp Akademisi)&#8217;ne devam etti ve 11 Ocak 1905&#8242;te Kurmay Yüzbaşı rütbesiyle bitirdi.</p>
<p><strong>Şemsi Efendi Mektebi</strong>, Manastır&#8217;da bulunan ve Sabetayist olarak bilinen Şemsi Efendi&#8217;nin (ö. 1917) kurucusu olduğu şimdiki Feyziye Mektepleri&#8217;nin öncüsü okuldur. Mustafa Kemal Atatürk, Mahalle Mektebi&#8217;nden sonra burada okudu.Ayrıca bu okul Mustafa Kemalin Atatürkçü kişiliğinin oluşmasında etkili olmuştur.<br />
Okul modern ve laik bir okuldu ve bu özellikleri nedeniyle defalarca muhafazakar kesimlerin saldırısına uğramış ve zarar görmüştü.<br />
Şemsi Efendi Mektebi&#8217;nin devamı olan Şişli Terakki Lisesi halen Teşvikiye&#8217;de bulunmaktadır.</p>
<p><em>Kuleli Askeri İdadisi</em><br />
<strong>Kuleli Askeri Lisesi</strong>, İstanbul Boğazı kıyısında yer alan ve genelde yüksek gelirli insanların oturduğu boğazda çok güzel bir semt ve kuleli askeri lisesinin bulunduğu yerdir.</p>
<p><em>Manastır Askeri İdadisi</em><br />
Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün 1896-1898 yılları arasında okuduğu okulun adıdır. Manastır Askeri İdadisi Makedonya&#8217;nın Manastır şehrinde bulunmaktadır ve günümüzde müze olarak kullanılmaktadır. Binanin ikinci katında Mustafa Kemal için ayrılmış bir bölüm vardır.</p>
<p><em>Mekteb-i Harbiye-i Şahane (Harp Okulu)</em><br />
<strong>Kara Harp Okulu</strong> (KHO) ya da geleneksel adıyla <strong>Harbiye</strong>, Ankara&#8217;da konuşlanmış, Türk Kara Kuvvetleri&#8217;nin muvazzaf subay kaynağı, lisans seviyesinde eğitim veren askeri okul.</p>
<p><em>Erkan-ı Harbiye Mektebi (Harp Akademisi)</em><br />
<strong>Harp Akademileri Komutanlığı</strong>, Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;ne bağlı lisansüstü (yüksek lisans ve doktora) düzeyde eğitim ve öğretim veren, Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;ne kurmay subay yetiştiren bir askeri akademidir.</p>
<p>kaynak; vikipedi.. </span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaliteindir.net/ataturkun-okudugu-okullarin-simdiki-adlari-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İbni Sina&#8217;nın eserleri nelerdir?</title>
		<link>http://www.kaliteindir.net/ibni-sinanin-eserleri-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.kaliteindir.net/ibni-sinanin-eserleri-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 12:13:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[İbni S]]></category>
		<category><![CDATA[ina'nın]]></category>
		<category><![CDATA[Nelerdir?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaliteindir.net/?p=44211</guid>
		<description><![CDATA[İbni Sina&#8217;nın eserleri nelerdir?
İbni Sina
İslam düşünce tarihinin en büyük isimlerinden olan İbni Sina’nın bu seçkinliği, birçok yönden özgünlük taşıyan, ayrıntılı ve mükemmel bir sistemle sunulmuş felsefesinden ileri gelir. İbni Sina, ilahiyattan ahlak ve siyasete kadar felsefenin o dönemdeki bütün disiplinlerini ele almış; ayrıca başta tıp olmak üzere, pozitif bilimlerde de söz sahibi
olmuştur. Helenistik dönemde yeniplatoncu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İbni Sina&#8217;nın eserleri nelerdir?<br />
İbni Sina</p>
<p>İslam düşünce tarihinin en büyük isimlerinden olan İbni Sina’nın bu seçkinliği, birçok yönden özgünlük taşıyan, ayrıntılı ve mükemmel bir sistemle sunulmuş felsefesinden ileri gelir. İbni Sina, ilahiyattan ahlak ve siyasete kadar felsefenin o dönemdeki bütün disiplinlerini ele almış; ayrıca başta tıp olmak üzere, pozitif bilimlerde de söz sahibi</p>
<p>olmuştur. Helenistik dönemde yeniplatoncu bir kimliğe büründürülmüş olan Aristotelesçiliği, felsefe yöntem ve ölçüleri içinde kalarak İslami bir söylemle ortaya koymaya çalışmış; Gazali, Fahreddin Razi, İbni Teymiyye gibi İslam dünyasında çok etkin olan bilginlerin ağır eleştirilerine karşın «eş-Şeyhu’r-Reis » (baş üstat) ünvanını bütün dönemlerde korumuş; tıpta ise modem tıbbın doğuşuna kadar Doğu ve Batı’da otorite sayılmıştır.</p>
<p>İslam dünyasının baş üstadı.</p>
<p>İbni Sina, kendisinin yazdığı ve sadık öğrencisi Büczâni’nin tamamladığı hayat hikayesine göre Türkistan’da, Buhara yakınlarındaki Efşene’de bürokrat bir ailenin çocuğu olarak 980 yılında doğdu. Asıl adı Hüseyin, babasının adı Abdullah’tır. Ailesiyle birlikte Buhara’ya göçtü; burada okuma yazma, aritmetik, din bilgileri, mantık okudu. Hocalarından yalnızca Ebu Ali en-Natil ve İsmail ez-Zahid’in adları bilinmektedir. Ayrıca, kendi açıklamalarından, Hint aritmetiğinde usta bir esnaftan ve babasını İsmaililiğe kazandırmaya çalışan bir propagandacıdan da yararlandığı, felsefeye ilgisinin de o zamandan başladığı anlaşılmaktadır.</p>
<p>On yaşındayken Kur’an’ı ezberlediğini, Arap edebiyatında yetiştiğini, ilk öğreniminden sonra kendi çabasıyla fizik, metafizik ve tıpta uzmanlaştığını, on altı yaşındayken başka hekimlere danışmanlık yapacak düzeye ulaştığını belirtir. İbni Sina, birçok kez yeniden incelemesine karşın Aristoteles metafiziğini kavrayamadı. Şans eseri ele geçirdiği Farabi ’nin el-İbâne adlı eserini okuyunca bu sorunu da çözdü. Bilim amaçlı geziler yaptı. Cürcan’dayken, Batı’da yüzyıllar boyunca, Doğu’daysa bu yüzyılın başına kadar tıp incelemelerinde temel kaynak sayılan el-Kanun Fi’e-Tıb adlı eserini yazmaya başladı. Bir ara Hemedan’da vezirlik yaptı. Aynı görevi ikinci kez alınca bir yandan gün boyunca siyasal çalışmalar yaparken bir yandan da bütün gecelerini bilimsel çalışmalarla geçiriyordu. Olaylar onu başka şehirlere götürdü. lsfahan’dayken şehri ele geçiren Gazneli Mahmud’un oğlu Mesud’un askerleri tarafından evi yağmaladı. Bu olayda Kitabül İnsaf adlı felsefe ansiklopedisi de bir daha bulunmamak üzere kayboldu. İbni Sina’nın en son ve özgün felsefesini yansıttığı sanılan «Hikmetü’l-Meşrikıyye» (Doğu Felsefesi) de bu esede birlikte bilinmezliğe karıştı. İsfahan hükümdarının Hemedana düzenlediği bir sefere Ibni Sina da katıldı ve burada 57 yaşında öldü (1037). Doğumunun birinci yıldönümünde İran Ulusal Anıtlar Derneği, mezarı üzerine görkemli bir anıt yaptı.</p>
<p>Varlık felsefesi</p>
<p>İbni Sina’nın varlık felsefesinde Farabi’nin geniş ölçüde etkisi olmuştur. Farabi varlığı, önce zorunlu (vacip) ve zorunlu olmayan (mümkün) diye ikiye ayırmıştı. İbni Sina bu ikinci varlık tanımında bir değişiklik yaparak, onu kendiliğinde zorunlu olmayan, ancak varlık alanına çıkaran bakımından ve ona bağlı olarak zorunlu diye tanımladı. Çünkü eğer bir şey var olmuşsa artık onun olanaklı olduğundan söz edilemez. 0, var olduğu sürece bir gerçektir ve zorunlu olarak vardır. Ancak varlığı, kendi özünün bir gereği olmayıp onu var eden ve varlığını sürdüren sayesindedir. Böylece, yalnız Tanrı kendiliğinde zorunlu, öteki bütün varlıklarsa, nedenlerin nedeni olan Tanrı sayesinde zorunludurlar; yine sadece Tanrı nedensiz olup öteki tüm varlıklar nedenlidirler.</p>
<p>Yeniplatoncu varlık kuramı, genellikle peripotetikler olarak bilinen öteki İslam düşünürleri gibi İbni Sina’yı da etkilemiş ve türüm (sudur) kuramını o da benimsemiştir. Buna göre tüm varlıklar ve genelde yaratılış, Tanrı’nın kendini düşünmesinin, kendisi hakkındaki bilgisinin bir sonucudur. Aristoteles’den geldiği söylenen «Birden ancak bir çıkar» öncülü uyarınca Tanrı’nın kendisini düşünmesiyle O’ndan, kozmolojik bir varlık olan «ilk akıl» doğmuştur. Tanrı bir tek ve yalın (basit) olduğu için O’ndan çokluğun çıkması olanaksızdır. Oysa bu ilk akılda bir tür çokluk var-dır. Çünkü onda önce Tanrı’dan geldiği bilgisi, sonra da kendisi hakkındaki bilgisi bulunmaktadır. Böylece o, bir yönüyle tanrısal, öteki yönüyle yaratılmış bir varlıktır ve bu çeşitli yönleri bakımından kendisinden çeşitli varlıkların doğmasına elverişlidir. Bu yüzden ondan ikinci akıl, ilk gezegen ve onun nefsi (ruhu) doğmuş; bu ikinci akıldan sonra da benzer doğuş süreci onuncu akla kadar sürmüştür. «Etkin (faal) Akıl» da denilen onuncu akıl, ay feleğinin aklıdır. Bu akıldan başlayarak, artık doğuş süreci, bir bakıma, insan ruhlarının ve genel olarak ay-altı evrenin (dünya) çokluğuna dağılmıştır. Dünyadaki tüm oluşlar gibi tüm bilgilerin, anımsamaların kaynağı etkin akıldır; her şey ondan bir tecelli, ilham ve aydınlanmadır.</p>
<p>Mantık ve bilgi kuramı</p>
<p>İbni Sina’nın mantığı ana çizgileriyle Aristoteles mantığının devamı olmakla birlikte, birçok çağdaş araştırmacıya göre modern mantığın başlangıcı sayılabilecek yenilikler de taşımaktadır. Filozof, bütün bilgileri «tasavvurlar» ve «tasdikler» diye ikiye ayırır. Çünkü nesneler, olgular önce tasavvur, sonra tasdik edilir. Tasdikler birbirine bağlanarak kanıtları meydana getirir. İnsan aklının yetkin olmaması nedeniyle kanıtlamaya, bunun için de mantık yasalarına gereksinim vardır. Filozof, bu bakımdan mantığın bir <<âlet ilmi» olduğunu düşünür. Çünkü o, bize yanılgılardan korunmanın, doğru yargılara ulaşmanın yollarını gösterir. Ayrıca mantık bir «düşünme sanatı» konusu, maddeden soyutlanmıştır, zihinseldir. Bu yönüyle mantık matematiğe benzer.</p>
<p>İbni Sina, mantıkta, Porphyrius’un Isagogia’sının konusu olan «beş tümel»i de incelemiştir. Onun, «cins, nevi, fasıl, hassa ve araz» şeklinde sıralanan bu tümeller üzerine parlak açıklamaları, sonraki mantıkçılar tarafından hemen hemen aynen tekrarlanmıştır.</p>
<p>Kıyas şekillerini ayrıntılarıyla inceleyen İbni Sina, en güçlü kıyas ve kanıtlama şekli olan «burhan»a özel bir önem vermiştir. Onun tanımına göre burhan, sağlam öncüllerden oluşan ve kesin sonuçlar veren bir kanıtlama şeklidir. Burhan, ya olgulardan veya olgulann nedenlerinden elde edilen bir kanıttır. Her kanıtlamada postulatlar, öncüller ve sorunlar vardır. Postulatlar (aritmetikteki sayı, fizikteki kütle, metafizikteki varlık gibi) herhangi bir bilimde önceden benimsenen ilkedir. Öncüller, kanıtlamanın dayandığı önermeler, sorunlar da kanıtlamanın çözümlemeyi amaçladığı belirsizlik ve kuşkulardır. Böylece kanıtlamanın ve dolayısıyla mantığın amacı doğru bilgiye ulaşmaktır.</p>
<p>İbni Sina bilgi probleminde hem deneyci hem de akılcıdır. Deneyciliği Ebubekir Raziye, akılcılığı da Farabi ’ye dayanır. 0, bilgilerimizin duyumlar ve algılarla başladığını kabul ederek deneye önem vermiş; ancak akılcılığın temel ilkesine uyarak deneyi akıl kadrosunda değerlendirmiştir.</p>
<p>Eski Yunan geleneğinde olduğu gibi, bilgiyi «bilen öznenin, bilinen nesnenin formunu soyutlaması» diye tanımlayan İbni Sina,büyük bir olasılıkla kendisinin geliştirdiği farklı bir bilme melekesini, soyutlama gücünün dereceleri üzerinde önemle durur. Buna göre duyu algıları, anlama eyleminin gerçekleşmesi için madde ye gereksinim duyar. Maddesel nitelikler ve ilinekler olmadan anlama olayı gerçekleşmez. Ancak bu, gerçek ve tümel bilgiye ulaşmanın ilk aşamasıdır. Çünkü bilgi gerçekte bir soyutlama olayıdır ve bunu yapan da akıldır. Yalnızca akılla saf form kendi bütünlüğü içinde kavranabilir. İbni Sina, aklın kendine özgü yasaları bulunduğunu belirtmiş; bu yasaları, duyu ve deneyin ulaştığı ve ulaşamadığı olaylara, olgulara uygulamıştır. Bu bakımdan onun akılcı (rasyonalist) olduğu söylenebilir. Öte yandan, bütün bilgilerimizin «bilgi, eşyanın zihnimizde doğan formlarıdır; yani algılanan şeyin formu, algılayan kişidedir şeklinde düşünmesi nedeniyle de idealist olduğu söylenebilir.</p>
<p>Aristoteles’in oldukça kısa incelediği ve biraz da belirsiz bıraktığı, daha sonra Afrodiaslı İskender ve Farabi’nin yeni açıklamalar getirdiği insan aklının gelişmesi sorununu, İbni Sina kendi psikolojisi ve bilgi kuramı içinde yeniden ele almıştır. Filozof, öncelikle insandaki potansiyel akılla kozmolojik bir varlık olan Etkin Akıl arasında bir ayırım yapar ve bunlardan ilkinin, ikincisinin etkisi ve aydınlatmasıyla gelişip olgunlaştığını düşünür. Böylece, insan aklıyla ona bilgi aktaran insanüstü ve aşkın bir güç arasında ilişki kurulmuş; insan bilgisinin aşkın bir kaynaktan geldiği düşünülmüştür. Farabi’nin de benimsediği peripatetik doktrine göre akli faaliyetlerin konusu olan tümel bilgiler, duyu deneylerinden çıkarıldığı halde, İbni Sina’ya göre bu bilgiler Etkin Akıldan gelir. Zihnin görevi, duyularla ulaşılan tikel varlıklar üzerinde fikir yürütmektir. Bu çaba zihni, aracısız bir sezgiyle, tümel özleri etkin akıl yoluyla kavramaya hazırlar. Asıl bilgi faaliyeti, tümel formların, yasaların kavranmasıdır. Bu ise düşünen ruhun (nefs-i rütıka) ve onun en temel yetisi olan aklın işlevidir. Zihinsel bilgiler akla bu işlevinde destek verirse de akıl, tümel formların ve ya aların bilgisini yalnızca, aşkın bir varlık olan Etkin Akıldan alır. Böylece, bilginin kaynağı kesin olarak doğaüstü ve tanrısaldır. Her gerçek ve tümel bilgide sezginin payı vardır ve bilme bir mekanik olay değildir. Bilme çabası, bir bakıma duaya benzer; ona karşılık vermek Tanrı’nın ve Etkin Akıl’ın bileceği iştir.</p>
<p>Doğa felsefesi ve psikoloji</p>
<p>İbni Sina doğa bilimini kuramsal bir çalışma olarak görür ve konularını cisimlerin hareket ve durağanlığıyla sınırlar. Her cisim madde ve formdan (suret) oluşur. Madde cismin aslına; form da niteliğini, niceliğini, yerini, nedenini gösterir. Madde ve form ayırımı yalnızca zihinsel olup gerçekte maddesiz form, formsuz madde bulunmaz. Her doğal cismin doğal bir yeri vardır. Evren birdir; yaratıcı hareket de birdir ve daireseldir. Cisimlerden hiçbiri kendiliğinden hareketli ya da durağan olamaz. Bunlar’ın başlıca nedenleri doğal güç, nefs (ruh) gücü ve gökkürenin (felek) gücüdür. Cisimlerin sonsuzca bölünebileceği düşüncesiyle atomcu görüşe karşı çıkan İbni Sina, böylece «bölünmeyen en küçük parça»yı kabul eden İslam kelamcılarından kesin olarak ayrılmıştır.</p>
<p>İbni Sina, Aristoteles geleneğine uyarak psikolojiyi de doğa felsefesi içinde inceler; ancak içerik olarak birçok konuda Aristoteles’den ayrılır. Öncelikle Aristoteles, ruhu bedenin bir işlevi gibi görüp bağımsız bir varlığa sahip olmasından kuşku duyarken İbni Sina ruhun bağımsız varlığını kesin olarak vurgulamıştır.</p>
<p>İbni Sina psikolojide, Platoncu tasnife uygun olarak, «nefs» adım verdiği ruhu, en ilkelinden en gelişmişine doğru bitkisel ruh, hayvansal ruh ve insansal ruh (nefs-i nâtıka, düşünen ruh) şeklin de üç türlü düşünün Ruhun, basit algılardan akıl yürütmeye kadar birçok yetileri vardır. Bunlar genellikle «dış duyular» ve «iç duyular diye ikiye ayrılır. Dış duyular beş duyudan ibarettir. İç duyular «ortak duyu, tasavvur, hayal, anımsama ve düşünme»den oluşur. İslam düşünce tarihinde ilk kez İbni Sina, bu duyu türlerinden başka, bir de «vehim gücü» adım verdiği bir tür sezgi, önsezi ya da sağduyudan söz etmiştir. İnsan ruhunun asıl kendine özgü işlevi olan düşünme, akıl yetisinin bir işlevidir. Daha sonra Kant’ın kuramsal akıl ve pratik akıl dediğini İbni Sina bir tek aklın iki yetisi sayar ve bunlara «bilme gücü» ve «yapma gücü» adını verir.</p>
<p>Din felsefesi</p>
<p>Din ve özellikle Tanrı felsefesi İbni Sina’nın düşüncesinde önemli bir yer tutar. 0, bu konulara ilişkin görüşleri bakımından Farabi’ye göre İslam diniyle daha çok uyum halinde görülmektedir. İbni Sina’ya göre yalnızca Tanrı zorunlu (vacib) varlık olarak vardır. O’nun dışındaki tüm varlıklar kendi başlarına olanaklı (mümkün) olmaktan öte gidemezler; var olmaları ve varlıkta kalmaları Tanrı’ya bağlıdır. Tanrı birdir ve her yönden bir olan yalnız O’dur. Bu nedenle İbni Sina, kelâmcıların düşündüklerinin tersine, Tanrı’da zat-sıfat (nitelik), hatta varlık ve mahiyet gibi ikiliklerden söz edilemeyeceğini ısrarla savunmuştur. Aristoteles’in düşündüğünün tersine, Tanrı her şeyi bilir; şu anlamda ki, 0, kendini bilir ve zorunlu olarak, kendisinden taşmış olan, kendi «inâyet’»in ve «cömertlik»inin eseri olan her şeyi de tümel yasaları içinde bilir. Bilgisi bakımından da Tanrı tektir; yani, O’nda bilen, bilinen ve bilgi ayrılığı yoktur. Çünkü bu, Tanrı’da çokluğu gerektirir. O’nun kendisini bilmesi, kendisiyle ilgili olan, yasalarını kendisinin koyduğu her şeyi bilmesiyle eş anlama gelir. Böylece tanrı hem bilen, hem bilinen, hem de bilgidir. O’nun yaratması her şeyin kendisinden taşması, iradesi bu taşmaya rıza göstermesi, bilgisi de bu taşmanın bilincinde olmasıdır.</p>
<p>Tanrı sürekli bilen ve düşünen varlık olduğuna, O’nun düşünmesi ve bilmesiyle yaratması da aynı şey olduğuna göre kendisi gibi yaratma ve dolayısıyla yaratılan (evren) da ezeli ve ebedidir.</p>
<p>Pozitif bilimler</p>
<p>İbni Sina, matematiğin daha çok kuramsal yanıyla ilgilenmiş, Eukleides’in geometriyle ilgili tanımlarını incelemiş ve tartışmıştır. Astronomi alanında yerin çapını ve boylamlarını hesaplaması sırasında ulaştığı değerler bugünkülere oldukça yakındır. Fizikte özellikle ağırlık, çekim ve hareketle ilgili görüşleri bilim tarihi bakımından önem taşır. Simya (sahte kimya) ile ilgili görüşleri dolayısıyla Cabir bin Hayyan ve Razi’yi eleştirmiştir. Ancak pozitif bilimlerdeki asıl ününü tıp alanında kazanmıştır</p>
<p>İbni Sina tıp tarihinin gözde temsilcilerindendir. Onun bu alandaki çalışmaları, Yunan, Hint ve Iran tıp okulları yanında Müslüman tabiplerin deney ve uygulamalarından da esinlenmiştir. Öncüleri arasında Ferctevsü’l-Hikme’nin yazarı Abi bin Rabben et-Taberi, el-Hiv? adlı dev eserin yazarı, Razi gibi Müslüman bilim adamları sayılabilir. İbni Sina’nın tıpla ilgili çalışmalarının en önemlisi olan el-Kanun, yazarın tabiat bilimine katkısının gözlemsel ve deneysel yaralarını gösteren en iyi kanıttır.</p>
<p>İbni Sina tıpta teşhisin önemini vurgulamış, geçici ve önemsiz hastalıklar için ilaç verilmemesini, cerrahiye daima son çare olarak başvurulmasını, teşhisin sağlıklı yapılabilmesi için hastanın gerektiği ölçüde gözlem altında tutulmasına öğütlemiş; günümüzde büyük önem taşıyan deontoloji (tıp ahlaki) konusunda son derece önemli ilkeler koymuştur.</p>
<p>İbni Sina halk sağlığı, çevre sağlığı, göz, diş, kalp, kan ve damar hastalıkları, cerrahi, yanık tedavisi, spor, çocuk sağlığı, patoloji, eczacılık, koruyucu hekimlik, teşhis ve tedavi yöntemleri gibi tıbbın birçok alanındaki görüş ve uygulamalarıyla tıp bilimine evrensel boyutta katkılarda bulunmuş; bu nedenle kendisine batıda «tıbbın kralı» denilmiştir. Ayrıca, el-Kanun, XllI. yy’dan başlamak üzere çeşitli Batı dillerine çevrilmiş ve birçok kez basılmıştır. Avrupa’da ilk klinik ders 1500’de Padua’da İbni Sina uzmanlarınca verilmiş; el-Kanun çeşitli üniversitelerde zorunlu ders kitabı sayılmıştır. XV. yy’da İngolstadt Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki en büyük dershaneye Avicenne (İbni Sina) adı verilmiştir. Aynı fakültenin doktora yönetmeliğinin 2. ve 5. maddelerinde İbni Sina ve Razi’den birer soru sorulması zorunlu kılınmıştı.</p>
<p>İbni Sina Kimdir-Felsefesi-Sözleri-Eserleri<br />
Filozof, hekim ve çok yönlü Fars bilim adamıdır.</p>
<p>Samanoğulları sarayı kâtiplerinden Abdullah Bin Sina&#8217;nın oğlu olan İbn-i Sina (Batı&#8217;da Avicenna adıyla tanınır), babasından, ünlü bilgin Natili&#8217;den ve İsmail Zahit&#8217;ten ders aldı. Geometri (özellikle Eukleides geometrisi), mantık, fıkıh, sarf, nahif, tıp, doğabilim üstüne çalışmalar yaptı. Farabi&#8217;nin el-İbane&#8217;s aracılığıyla Aristoteles felsefesini ve metafiziğini öğrenip, hastalanan Buhara prensini iyileştirince (997) saray kütüphanesinden yararlanma olanağına kavuştu. Babası ölünce, Cür-can&#8217;da Şiraz&#8217;lı Ebu Muhammed&#8217;ten destek gördü, (Tıp Kanunu&#8217;nu Cürcan&#8217;da yazdı). Çağında tanınan bütün Yunan filozoflarının Anadolu doğacılarının yapıtlarını incelemiştir.</p>
<p>Felsefesi</p>
<p>İbn-i Sina felsefesi, düşüncesi, varlık anlayışı bakımından örnek bir Ortaçağ filozofudur. Felsefesinde, deney ve akla dayanan duyularla edinilen akıl verilerini akıl ilkelerine göre değerlendiren, açıklayan bir anlayış görülür. Aristoteles&#8217;in görüşlerini benimsemiş, felsefeyi iki bölüme ayırmıştır: (kuramsal) hikmet, doğa felsefesi, matematik ve metafiziğe dayanan felsefeyi içerir. Bu alandaki felsefe dallarının temel konusu bilgidir. (uygulamaya ilişkin) hikmet, üçe ayrılır: Siyaset ya da medeni hikmet; iktisat ya da ev hikmeti (el-hikmet ül-menzili-ye); ahlâksal hikmet (el-hikmet ül-hulkiye). Daha çok eyleme dayanan bu üç bölümün konuları ve inceleme alanları ayrıdır.</p>
<p>İbn-i Sina, dini bağımsız bir bilgi alanı olarak ele almış, dinle felsefeyi bağdaştırmaya çabalamış, din felsefesini dört temel konuda toplamıştır: Yaratılış; ahiret; peygamberlik; Allah bilgisi. Yeni eflatuncu Plotinos&#8217;un etkisinde kalan İbn-i Sina, İslâm ile yeni eflatunculuğu bağdaştırmaya çalışmıştır. Ona göre tasavvufun temeli &#8220;aşk&#8221;tır. İnsan aşk aracılığıyla sınırlı varlığından kurtularak sonsuzluğa yükselir. İnsan gerçek kaynağı olan Allah&#8217;a feyz ve sudur basamaklarını tırmanarak ulaşabilir; öz kaynağına döner. Her şeyin kaynağı, insan varlığının özünde sürekli bir eylem biçiminde varolan &#8220;aşk&#8221;tır. Tasavvuf, &#8220;aşk&#8221;ın dışa vuruluşu, belirli bir düzene göre ortaya konuşudur.</p>
<p>Metafizik Anlayışı</p>
<p>İbn-i Sina bu alanda kendisinden önceki filozofların görüşleri ile kelam-cılarınkini uzlaştırmaya çalışmış, Aristoteles&#8217;in metafiziği ile kelamcıların ve yeni eflatuncuların düşüncelerini birleştirerek yeni bir bireşim ortaya koymuştur. İbn-i Sina&#8217;ya göre metafiziğin temel konusu, &#8220;vücudu mutlak&#8221; olan Allah ile yüce varlıklardır.|Vücut (var olan) üçe ayrılır: Olası varlık ya da ortaya çıkan ve sonra yok olan varlık; olası ve zorunlu varlık (tümeller ve yasalar evreni, kendiliğinden var olabilen ve bir dış neden sayesinde gerekli olan varlık); özü gereği gerekli olan varlık (Allah). Varlık&#8217;ı temel konu alan metafizik, gerekli bir bilim dalıdır.</p>
<p>Mantık Anlayışı</p>
<p>İbn-i Sina&#8217;ya göre mantık, araç (alet) bilimidir Ruhbilimden doğar ve onun kurallarını alır. Temel konusu, düşüncenin kararlarını bulmak, bunlar arasında bağlantı kurmak ve doğru düşünmeyi insanlara göstermektir. İbn-i Sina, önce kavramları inceler ve onları ikiye ayırır; Açık belirleme (el-mantık biddelale); kapalı belirleme (el-menfhum biddelale). Mantığın en önemli bölümü tanımdır. Tanımda iki temel ilkenin (&#8220;cins&#8221;, &#8220;fark&#8221;) varlığına inanan, İbn-i Sina, kesin ve eksiksiz tanımın, yakın cins ile öz farkların birleştirilmesi sonucu yapılabileceğini öne sürmüştür.</p>
<p>Ruhbilim Anlayışı</p>
<p>İbn-i Sina, ruhbilimin, metafizik ile fizik arasında bağlantı kuran ve bu iki bilimden de yararlanan bir bilgi alanı olduğunu savunmuş, ruhbilimi üç ana bölüme ayırmıştır: Akıl ruhbilimi; deneysel ruhbilim; tasavvuf ya da gizemci ruhbilim.</p>
<p>Akıl Anlayışı</p>
<p>Bu konudaki görüşleri Aristoteles ve Farabi&#8217;den farklı olan İbn-i Sina&#8217;ya göre, akıl 5 çeşittir; bilmeleke (ya da olası) akıl (açık seçik ve zorunlu olanları bilebilir); he-yulâni akıl (bilmeyi ve anlamayı sağlar); kutsi akıl (aklın en yüksek aşamasıdır; her insanda bulunmaz); muste-fat akıl (kendisinde bulunanı, kendisine verilen &#8220;makûllerin &#8220;suref&#8217;lerini algılar); bilfiil akıl (&#8220;makûl&#8217;leri, kazanılmış verileri kavrar). İbn-i Sina, akıl konusunda, Eflatun&#8217;un idealizmi ile Aristoteles&#8217;in deneyciliğini uzlaştırmaya, birleştirici bir akıl görüşü ortaya koymaya çalışmıştır.</p>
<p>Bilgi Anlayışı</p>
<p>Ana kaynağı sezgi olan bilgi, genel kesin ilkelere dayanmalıdır. Sezgi aracılığıyla algılanan veriler, sonuçlama yoluyla (&#8220;el-istintaç&#8221;) bilgiye dönüşür. İbn-i Sina&#8217;nın bilgiye ilişkin görüşleri idealisttir; ama, bilginin doğuşunda deneyin oynadığı rolü de gözden uzak tutmamıştır.</p>
<p>Bilimlerin Sınıflandırılması</p>
<p>İbn-i Sina&#8217;ya göre bilimler madde ve biçim ilişkisi bakımından üçe ayrılır: Doğa bilimleri ya da aşağı bilimler (el-ilm ül-esfel), maddesinden ayrılmamış biçimlerin bilimidir; metafizik (mabad üt-tabia), mantık ya da yüksek bilimler(el-ilm.ıüll-âli), maddesinden ayrılan biçimlerin bilimleridir; matematik ya da orta bilimler (el-ilm ül-evsat), ancak insanın zihninde maddesinden ayrılabilen, bazen maddesiyle birlikte, bazen ayrı olan biçimlerin bilimidir.</p>
<p>Kendisinden sonraki Doğu ve Batı filozoflarının çoğunu etkileyen İbn-i Sina, müzikle de ilgilenmiştir. 250&#8242;yi aşkın yapıtının başlıcası olan Şifa ve Kanun, felsefenin temel yapıtı sayılarak, uzun yıllar boyunca pek çok üniversitede okutulmuştur.</p>
<p>İbni Sina&#8217;dan Seçme Sözler</p>
<p>- Hiç kimse görmek istemeyen kadar kör değildir.<br />
- İlim ve sanat ittifak görmediği ülkeyi terk eder.<br />
- Dünya bir eğlence ve oyun yeri değildir.<br />
- Kendinin ne olduğunu bilen insan, bazı kendini bilmezlerin, onun hakkında söylediklerinden etkilenmez.<br />
- İnsanın ruhu kandil, bilim onun aydınlığı ve Tanrısal bilgelik de kandilin yağı gibidir. Bu yanar ve ışık saçarsa o zaman sana &#8220;diri&#8221; denilir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaliteindir.net/ibni-sinanin-eserleri-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Batıl inançların zararları nedir?</title>
		<link>http://www.kaliteindir.net/batil-inanclarin-zararlari-nedir.html</link>
		<comments>http://www.kaliteindir.net/batil-inanclarin-zararlari-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 02:30:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Batıl]]></category>
		<category><![CDATA[inançların]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaliteindir.net/?p=44213</guid>
		<description><![CDATA[Batıl inançların zararları nedir?
Geçmiş ve GElecek .. bu 2 KeLime Allahın Takdirinden başka bir şey değildir Geleceğimiiz onun eLinde .. ALLAH KERİMDİR .. 
Soruna cevap vericek olursam .. BatıL inançlar ne diyim EL FAlı felan KesinLikLe doğru değiL Bak bunLar tecrübe ister  günde 100 kişi el falına baksa birinin artık o tecrübeyLe söyliycek yalan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Batıl inançların zararları nedir?<br />
Geçmiş ve GElecek .. bu 2 KeLime Allahın Takdirinden başka bir şey değildir Geleceğimiiz onun eLinde .. ALLAH KERİMDİR .. </p>
<p>Soruna cevap vericek olursam .. BatıL inançlar ne diyim EL FAlı felan KesinLikLe doğru değiL Bak bunLar tecrübe ister  günde 100 kişi el falına baksa birinin artık o tecrübeyLe söyliycek yalan sayısı arTar .. </p>
<p>Bunun günahı sana deil onLaradır hee eğer inanıyorsan .. bu batıl inançlara Tövbe edip o yoldan çıK ALLAH KATINDAKİ İSLAMLIK YOLuna gir .. </p>
<p>çünkü gEÇMİŞ VE GELECEK ANCAK ALLAHIN ELİNDEDİR .. </p>
<p>BUNA [ HAŞA ] TERS GİDERSEN KAFİR KONUMU SAHİBİ OLURSUN .. </p>
<p>Görüyruz bazen radyo kanallarında tvlerinde Geçmiş gelecek ve şimdi TAROT MAROT .. OLAYLARI HEPSİ KANDIRMACA  BANADA TV BAŞI 1. milyar 500 lira verseler bende 2 saat saçmalarım neymiş kadın rastgele 2 şey çiziyor ortası ne kadar yakınsa o kadar Kötülük olucak bunLar saçma şeylEr .. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaliteindir.net/batil-inanclarin-zararlari-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi&#8217;nin amaçları nelerdir?</title>
		<link>http://www.kaliteindir.net/dil-tarih-ve-cografya-fakultesinin-amaclari-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.kaliteindir.net/dil-tarih-ve-cografya-fakultesinin-amaclari-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Nov 2009 01:26:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[amaçları]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Dil]]></category>
		<category><![CDATA[Fakültesi'nin]]></category>
		<category><![CDATA[Nelerdir?]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaliteindir.net/?p=44215</guid>
		<description><![CDATA[Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi&#8217;nin amaçları nelerdir?
Mustafa Kemal Atatürk, Fakültenin kurulmasını önerirken, çağdaş Türkiye&#8217;nin yapacağı atılımla hem ulusal bilincin gelişmesi, hem de özgür düşünceli bireylerin yetişebilmesi için, Türk dilinin, Türk tarihinin ve Türk kültürünün derinliğine araştırılmasının en başta gelen koşul olduğuna inanıyordu. Türkiye&#8217;de sosyal bilimler alanında seçkin bir yeri bulunan Fakültenin kuruluş yasası TBMM&#8217;ce 14 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesi&#8217;nin amaçları nelerdir?<br />
Mustafa Kemal Atatürk, Fakültenin kurulmasını önerirken, çağdaş Türkiye&#8217;nin yapacağı atılımla hem ulusal bilincin gelişmesi, hem de özgür düşünceli bireylerin yetişebilmesi için, Türk dilinin, Türk tarihinin ve Türk kültürünün derinliğine araştırılmasının en başta gelen koşul olduğuna inanıyordu. Türkiye&#8217;de sosyal bilimler alanında seçkin bir yeri bulunan Fakültenin kuruluş yasası TBMM&#8217;ce 14 Haziran 1935&#8242;te kabul edilmiş ve karar 22 Haziran 1935 tarih ve 2035 sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayımlanmıştır.</p>
<p>1935-1940 yılları arasında Evkaf Apartmanında faaliyetini sürdüren Fakültenin bugünkü binasının planı ünlü Alman mimarı Bruno Taut tarafından çizilmiştir.</p>
<p>1936 yılında 195 öğrenci ile öğretime başlayan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, 13 Haziran 1946&#8242;ya kadar Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak faaliyet göstermiş, bu tarihten itibaren 4936 sayılı Üniversiteler Kanunu ile Ankara Üniversitesi&#8217;nin bünyesinde yer almıştır.</p>
<p>Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk ve Türkiye tarihinin incelenmesine kaynaklık edecek olan Sümerce ve Hititce&#8217;den Latince ve Yunanca&#8217;ya, antik doğu ve batı dilleri yanında modern diller ile coğrafya, felsefe, psikoloji, sosyoloji, antropoloji gibi çeşitli sosyal bilimlerin farklı alanlarında eğitim veren bir bilim kurumudur. Fakültede hem temel kaynaklara inen, hem de çağdaş dünyaya ayak uydurmayı hedefleyen 18 bölüm ve 71 anabilim dalı mevcuttur. Bunlardan 17 bölüm ve 65 anabilim dalında eğitim öğretim yapılmaktadır.</p>
<p>Kaynak : Wikipedia Özgür Asiklopedi </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaliteindir.net/dil-tarih-ve-cografya-fakultesinin-amaclari-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Karbonhidrat içeren besinler nelerdir?</title>
		<link>http://www.kaliteindir.net/karbonhidrat-iceren-besinler-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.kaliteindir.net/karbonhidrat-iceren-besinler-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 23:01:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Besinler]]></category>
		<category><![CDATA[içeren]]></category>
		<category><![CDATA[Karbonhidrat]]></category>
		<category><![CDATA[Nelerdir?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaliteindir.net/?p=44217</guid>
		<description><![CDATA[Karbonhidrat içeren besinler nelerdir?
Karbonhidratlar
Vücudun temel enerjisini karşılayan karbonhidratlar, yapılarında C (karbon), H (Hidrojen) ve O (Oksijen) bulunan besin öğeleridir.
Karbonhidratlar genel olarak; monosakkaritler, disakkaritler ve polisakkaritler olarak üçe ayrılır. Basit şekerler olarak adlandırılan monosakkaritler; glikoz, fruktoz ve galaktoz olarak ayrılır. Disakkaritler; sükroz, maltoz ve laktoz olarak ayrılırken, polisakkaritler içinde, nişasta ve posa yer alır.
Sindirimleri ağızda başlayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Karbonhidrat içeren besinler nelerdir?<br />
Karbonhidratlar</p>
<p>Vücudun temel enerjisini karşılayan karbonhidratlar, yapılarında C (karbon), H (Hidrojen) ve O (Oksijen) bulunan besin öğeleridir.<br />
Karbonhidratlar genel olarak; monosakkaritler, disakkaritler ve polisakkaritler olarak üçe ayrılır. Basit şekerler olarak adlandırılan monosakkaritler; glikoz, fruktoz ve galaktoz olarak ayrılır. Disakkaritler; sükroz, maltoz ve laktoz olarak ayrılırken, polisakkaritler içinde, nişasta ve posa yer alır.<br />
Sindirimleri ağızda başlayan karbonhidratlar, polisakkaritlerden monosakkaritlere parçalanır. Örneğin nişasta gibi bir polisakkaritin ağızda başlayan sindirimi, bir monosakkarit olan glikoza parçalana kadar sürer. Vücudun tüm hücrelerinde enerji kaynağı olarak kullanılacak olan glikoz, karaciğer ve kaslarda glikojen olarak depolanır.<br />
Monosakkaritler, kana çabuk geçtiği için şeker hastaları tarafından kullanılmamalıdır.<br />
Vücuda besinlerle giren karbonhidratlar, basit ve kompleks olarak ikiye ayrılır. Karbonhidratların fazlası, vücutta yağ olarak depolanır.</p>
<p>Ne işe yararlar?</p>
<p>Vücuda ısı ve enerji sağlarlar.<br />
Besinlerde en ucuz ve en kolay bulunan enerji kaynaklarıdır. Karbonhidratların 1 gramı, 4 kilokalori enerji sağlar.<br />
Basit şekerlerden olan glikoz, beyin ve sinir sisteminin ana enerji kaynağıdır.<br />
Ketozisi önler.<br />
Su ve elektrolit dengesini sağlarlar.<br />
Polisakkarit olan posa, bağırsak hareketleriyle birlikte basit şekerlerin emilimini düzenler. Posa ayrıca, kolesterolün geri emilimini önleyerek veya geciktirerek, kandaki kolesterolün dengelenmesini sağlar.<br />
Süt ve süt ürünlerinde bulunan laktoz, bir disakkarit olup, bağırsaklardan kalsiyumun emilimini artırır.<br />
Vücudun ne kadar karbonhidrata ihtiyacı vardır?<br />
Vücudun enerji ihtiyacının yüzde 50-60’ı karbonhidratlardan karşılanmalıdır. Sağlıklı ve dengeli beslenmek için, monosakkaritler yerine, polisakkaritlerden olan nişasta ve posanın tüketilmesi gerekir.</p>
<p>Hangi besinlerde bulunur?<br />
Ekmek, tahıllar, kurubaklagiller, şeker ve şekerli gıdalar, meyveler, süt ve süt ürünleri, sebzeler. Yani et ve yağ dışındaki tüm besinlerde karbonhidratlar bulunur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaliteindir.net/karbonhidrat-iceren-besinler-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Marmara Bölgesi&#8217;nin dağ, ova, göl ve nehirleri hakkında bilgi verir misiniz?</title>
		<link>http://www.kaliteindir.net/marmara-bolgesinin-dag-ova-gol-ve-nehirleri-hakkinda-bilgi-verir-misiniz.html</link>
		<comments>http://www.kaliteindir.net/marmara-bolgesinin-dag-ova-gol-ve-nehirleri-hakkinda-bilgi-verir-misiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 14:04:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Bölgesi'nin]]></category>
		<category><![CDATA[dağ]]></category>
		<category><![CDATA[göl]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Marmara]]></category>
		<category><![CDATA[Misiniz]]></category>
		<category><![CDATA[nehirleri]]></category>
		<category><![CDATA[ova]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>
		<category><![CDATA[verir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaliteindir.net/?p=44223</guid>
		<description><![CDATA[Marmara Bölgesi&#8217;nin dağ, ova, göl ve nehirleri hakkında bilgi verir misiniz?
Marmara Bölgesi, Türkiye&#8217;nin yedi coğrafi bölgesinden biridir. Balkan Yarımadası ile Anadolu arasında köprü niteliği ile Avrupa ve Asya&#8217;yı birbirine bağladığı söylenebilir. Yaklaşık 67.000 km2 lik bir yüzölçüme sahip olup Türkiye&#8217;nin %8,5&#8242;una karşı gelir.
Marmara Bölgesinde sanayi, ticaret, turizm ve tarım gelişmiştir. Bölgedeki en gelişmiş sanayi İstanbul-Bursa-İzmit [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Marmara Bölgesi&#8217;nin dağ, ova, göl ve nehirleri hakkında bilgi verir misiniz?<br />
Marmara Bölgesi, Türkiye&#8217;nin yedi coğrafi bölgesinden biridir. Balkan Yarımadası ile Anadolu arasında köprü niteliği ile Avrupa ve Asya&#8217;yı birbirine bağladığı söylenebilir. Yaklaşık 67.000 km2 lik bir yüzölçüme sahip olup Türkiye&#8217;nin %8,5&#8242;una karşı gelir.<br />
Marmara Bölgesinde sanayi, ticaret, turizm ve tarım gelişmiştir. Bölgedeki en gelişmiş sanayi İstanbul-Bursa-İzmit şehirlerinde olmakla birlikte bölgenin diğer yörelerinde de yaygın sanayi faaliyetleri vardır. Başlıca sanayi ürünleri olarak; işlenmiş gıda, dokuma, hazır giyim, çimento, kağıt, petrokimya ürünleri, beyaz eşya sayılabilir.<br />
Ekili alanların yaklaşık yarısı buğday olup buğdayı şekerpancarı, mısır ve ayçiçeği izler. Bölge, Türkiye&#8217;nin ayçiçeği üretiminin yaklaşık %73&#8242;ünü, mısır üretiminin ise yaklaşık %30&#8242;unu gerçekleştirir. Bağcılık da hayli gelişmiş olup Tekirdağ, Şarköy, Mürefte, Avşa ve Bozcaada üzüm ve şarapları meşhurdur.<br />
Yedi coğrafi bölge içinde yükseltisi en az olan bölgedir. Ekili-dikili arazi oranı %30&#8242;dur. Ormanlık alan oranı %11,5&#8242;tur. Kümes hayvancılığı ve ipek böcekçiliği yaygındır. Nüfus ve nüfus yoğunluğu, göç olma nedeniyle çok yüksektir. Enerji tüketimi ve turizm gelirleri en yüksek bölgedir.</p>
<p>İstanbul, Tekirdağ,Edirne, Kırklareli, Yalova, İzmit tamamen bölge sınırları içinde; Sakarya ve Bilecik&#8217;in Karadeniz Bölgesi&#8217;nde oprakları olup; Bursa ve Balıkesir&#8217;in Ege Bölgesi&#8217;nde de toprakları vardır. Çanakkale ilinin topraklarının çok büyük bir bölümü Marmara Bölgesi içinde olup sadece Edremit Körfezi çevresindeki yerleşim yerleri Ege Bölgesi sınırları içinde kalır. Marmara bölgesi&#8217;nin en büyük kenti İstanbul&#8217;dur özocannn Yüzölçümü ve nüfusuyla özgür en küçük olan Marmara Bölgesi kenti , Yalova kentidir .En yoğun nüfus buralardadır.Kütahya&#8217;nın Domaniç ilçesi diye tabir edilen kuzey bölümü de Marmara bölgesi&#8217;ndedir. İstanbul , Marmara bölgesinin yoğun nüfuslu olmasında önemli bir rol oynar.<br />
İl merkezleri baz alındığında Marmara Bölgesinde yer alan iller şunlardır.<br />
İstanbul (il) Edirne Kırklareli Tekirdağ Çanakkale Kocaeli Yalova Sakarya Bilecik Bursa Balıkesir Kısmen Düzce de Marmara&#8217;da yer alır. Bölümleri</p>
<p>Adapazarı Ovası&#8217;nın doğusundan başlayarak, Silivri&#8217;ye kadar devam eder. Marmara Bölgesi&#8217;nin kuzeydoğu topraklarını kapsayan bu bölüm İstanbul Boğazı ile ikiye bölünür. Doğudaki kısım Kocaeli Yarımadası ve Adapazarı Ovası, batıdaki kısım ise Çatalca Yarımadası&#8217;dır. Bölüm akarsular ile parçalanmış olup, yer yer tepeliklere sahiptir. Ortalama 150 &#8211; 200 metre yükseklik gösteren bu tepeler plato özelliği taşır.<br />
Bölümün Karadeniz kıyılarını bakan taraflarında ormanlar görülürken, Marmara Denizi kıyısında bitki örtüsü yerini maki ve zeytinliklere bırakır. Bölümde toprakları bulunan İstanbul, Kocaeli ve Sakarya illerinin üçünde de kuzayde yerleşim seyrektir. Nüfus yoğunluğu daha ılıman iklime sahip olan, güneydedir. Kuzeydeki en öenmli yerleşim merkezi Şile&#8217;dir. Buna karşılık güneyde en önemli yerleşim birimleri, İzmit, Gölcük ve İstanbul&#8217;dur. []]şeker pancarı, zeytin, sebze üretimi ve tahıl çeşitleridir. Silivri ve Çatalca ilçelerinde önemli ölçüde hayvansal gıda üretilir. Tereyağı, peynir ve yoğurt bunların başlıcalarıdır.<br />
Çatalca ilçesindeki ocaklardan çıkarılan grafit işlenmesi için İstanbul&#8217;a gönderilir. Durusu Gölü çevresinde çıkarılan linyit İstanbul&#8217;da yakacak ihtiyacı için kullanılır.<br />
Bölümün böylesine gelişmesinin sebebi Asya ve Avrupa kıtalarını birbirine bağlayan Boğaz Köprülerinin bu bölüm içinde İstanbul ilinde olmasıdır. İstanbul ticaret, sanayi, bankacılık, kültür, sanat, medya, ulaşım, tekstil, kimya, dericilik, kundura, ilaç, cam, besin ve turizm bakımından Türkiye&#8217;nin merkezidir. Tüm bu sunduğu imkânlar dahilinde İstanbul uzun yıllar durmak bilmez bir göç dalgası ile karşı karşıya kalmış ve bugün Türkiye&#8217;nin toplam nüfusunun 8/1&#8242;nin bünyesinde bulundurur. Aldığı nüfus ile hızla büyüyen İstanbul ili yaşayanlara yeterli altyapı ve konut sunamamaktadır ve plânsızca büyümektedir. Devlete ve özel sektörün çabalarıyla şehirde kentsel dönüşüm seferberliği başlatışmış, gecekondulaşmanın yerini toplukonutlar ile çözme yoluna gidilmiştir. Günümüzde İzmit, Adapazarı ve Gölcük, İstanbul&#8217;un hemen arkasında hızla büyümektedir. İstanbul ve Adapazarı arası büyük bir sanayi sahasıdır. Buralarda devlete ve özel sektöre ait birçok tersane, çimento, beyaz eşya fabrikaları, alüminyum ve petrokimya tesisleri bulunur. Gölcük ilçesi bir donanma üssü ve askerî araçların yapıldığı bir sanayi merkezidir.</p>
<p>Yıldız Dağları Bölümü </p>
<p>yıldız Dağları Bölümü, Marmara Bölgesi&#8217;nin kuzeybatısını oluşturur. İsmini alanın büyük bir alanını kaplayan Yıldız Dağları&#8217;ndan alır. Batıda, Bulgaristan sınırından, doğuda Durusu Gölü&#8217;ne kadar uzanır. Yıldız Dağları&#8217;nın Karadeniz&#8217;e bakan yamaçlarında Karadeniz iklimi etkilidr. Doğal bitki örtüsü makilik olup, yaklaşık 150 metre yükseklikten sonra ormanlar başlamaktadır. Yıldız Dağları&#8217;nın batı kısımları plâto özelliği taşır, ve bu alandaki verimli tarım arazilerinde buğday, ayçiçeği, şeker pancarı ve mısır tarımı yapılır. Küçükbaş hayvancılık oldukça gelişmiştir ve buna bağlı olarak bölümde birçok mandıra ve peynir imalâthanesi vardır. Bölümdeki başlıca yerleşim merkezleri, Kırklareli, Vize, Pınarhisar ve Saray&#8217;dır. Sanayi bakımından en önemli tesis Pınarhisar&#8217;daki çimento fabrikasıdır. Nüfus yoğunluğu en az bölümdür.</p>
<p>Ergene Bölümü</p>
<p>Ergene Bölümü, adını içinealan bu bölüm Yıldız Dağları ile Koru Dağları arasında kalmış bölümü kapsar. Tekirdağ ve Edirne illerinin bütünü ile Kırklareli&#8217;nin yarıya yakınını ve Çanakkale&#8217;nin Gelibolu ilçesinin çok küçük bir alanını kapsar.<br />
Marmara Bölgesi&#8217;nin, en soğuk, en az yağış alan, bitki örtüsünün en cılız olduğu yer Ergene Bölümüdür. Genel bitki örtüsü bozkırlardır. Bölümde yetiştirilen başlıca ürünler; buğday, mısır, çeltik, şeker pancarı, ayçiçeği, susam ve patatestir. Bağcılık ve ayçiçeği üretimi çok gelişmiş olduğundan, buna bağlı olarak da alkollü içecek ve yağ sanayii gelişmiştir. En önemli yerleşim merkezleri,Uzunköprü,Meriç, Babaeski, Lüleburgaz, Çorlu, Çerkezköy, Malkara, Keşan, Edirne, Tekirdağ ve İpsala&#8217;dır. Hamitabat beldesinde çıkarılan doğalgazdan elektrik üretilir. Trakya Birlik&#8217;e bağlı ayçiçeği fabrikaları bölüm ekonomisini önemli ölçüde canlandırmıştır.</p>
<p>Güney Marmara Bölümü</p>
<p>Güney Marmara Bölümü yeryüzü şekilleri bakımından Marmara Bölgesi&#8217;nin en fazla çeşitlilik gösterdiği bölümdür. Plâtolar, ovalar, göller, akarsular, körfezler bölümün başlıca yer şekilleridir. Saros Körfezi ile İzmit Körfezi&#8217;nin güneyinde kalan, Çanakkale, Balıkesir, Bursa, Yalova, Bilecik illeri ile, İzmit ve Sakarya illerinin bir kısmını kapsayan alandır. Bölümdeki ovalarda buğday, ayçiçeği, şeker pancarı ekimi ile dutluklar ve meyve bahçeleri vardır. Küçükbaş hayvancılık çok gelişmiştir. Bursa yöresinde ipek böcekçiliği yapılır. Gelibolu ve Kapıdağ yarımadaları ile Çanakkale ilinin genelini kapsayan Biga Yarımadası nüfusun en seyrek olduğu yerlerdir. Buralarda engebe fazladır. Çanakkale Boğazı, Gelibolu Yarımadası ile Biga Yarımadası&#8217;nı birbirinden ayırır.<br />
Bölüm akarsu, göl, körfez ve adalar yönünden oldukça zengindir. Bölgenin en önemli akarsuyu Susurluk Çayı&#8217;nın vadisi Marmara Denizi&#8217;nin ılıman havasının iç kesimlere ulaşmasını sağlar. Biga Çayı ile Gönen Çayı diğer önemli akarsulardır. İznik, Ulubat ve Kuş Gölü bu bölümde bulunur. Bunlar içinde Kuş Gölü dünyaca üne sahip bir millî parktır.<br />
Bölümün en önemli yerleşim birimi Bursa&#8217;dır. Bir süre Osmanlı Devleti&#8217;ne başkentlik yapmış Bursa, tarihî, doğal ve ekonomik ve kültürel yönden gelişmiş bir turizm şehridir. Diğer önemli yerleşim merkezleri Balıkesir, Çanakkale, Erdek, Gemlik, Karacabey, Mustafakemâlpaşa, Bandırma, Biga, Gönen&#8217;dir. Art bölgesin gelişmiş olması, bölümünde gelişmesine sağlamıştır. Bursa, Bandırma,Balıkesir, Çanakkale, Yalova ve Bilecik&#8217;te gıda sanayiinde, Balıkesir&#8217;de şeker ve kâğıt sanayiinde, Bursa&#8217;da tekstil, otomotiv ve konserve sanayiinde Bandırma&#8217;da kimya sanayiinde gelişmiştir.<br />
Çanakkale&#8217;ye bağlı Biga ve Çan ilçelerinde hâlâ faal olan linyit ocakları mevcuttur. Bandırma limanı bölge için çok önemlidir. İstanbul &#8211; Bandırma arasında arabalı feribot taşımacılığı yapılır. Gönen&#8217;de kaplıca turizmi, Susurlukta bor çıkarımı, Bilecik ve Marmara Adası&#8217;nda ise mermercilik yapılmaktadır</p>
<p>Akarsu ve Göller</p>
<p>Bölge genelinde, küçük ölçekli olmalarına rağmen sık bir akarsu ağı vardır. Sakarya, Ergene, Susurluk, Meriç ve Biga Çayı bölgedeki başlıca akarsulardır. Bölge&#8217;de irili ufaklı bir çok doğal ve yapay göl bulunur. Büyükçekmece Gölü, Küçükçekmece Gölü, Durusu Gölü, İznik Gölü, Sapanca Gölü, Ulubat Gölü ve Manyas Gölü, açık havası olan tatlı su gölleridir. Bunların haricinde özellikle Güney Marmara Bölümü&#8217;nde Biga Yarımadası üzerinde sulama amaçlı birçok baraj gölü ve gölet bulunur.</p>
<p>Marmara Bölgesi&#8217;nin iklimini söylerken,tek bir iklim adı ile başlıklandırmak doğru olmaz, Marmara Bölgesinde hüküm süren iklim Karadeniz İklimi, Karasal İklim ile Akdeniz İklimi arasında bir geçiş evresidir. Bölgede yıllık yağış 500 &#8211; 1000 mm arasındadır. En çok yağış kış mevsiminde Aralık, Ocak, Şubat aylarında düşer. En kurak aylar ise Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarıdır. Karlı ve donlu günlerin sayısı kıyı kesimlerde en azdır. İç kesimlere gidildikçe karasallık etkisi artar. Ege ve Marmara denizi kıyılarında makiler, güney Marmara sahillerinde ise zeytinlikler bulunur. Makiler 200m yüksekliğe kadar baskın bitki örtüsüdür. Ergene Havzası&#8217;nda bozkırlar oluşmuşsa da bölgenin tamamında yaygınlık göstermez. Yükseltinin olduğu yerlerde, özellikle Trakya&#8217;da ormanlara rastlanır.<br />
Hava sıcaklığının 0°C nin altında geçtiği gün sayısı çok kısadır. Marmara Bölgesi&#8217;nin yıllık sıcaklık değerleri: ortalama 14 -16oC, en sıcak ay ortalaması: 23-25oC, en soğuk ay ortalaması: 5-6oC&#8217;dir. Yıllık yağış miktarı 600-700 mm civarındadır. Marmara bölgesinde hâkim rüzgârlar genelde Kuzey ve Kuzeydoğu yönlerinden eser. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaliteindir.net/marmara-bolgesinin-dag-ova-gol-ve-nehirleri-hakkinda-bilgi-verir-misiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yardımlaşma ve Dayanışma nedir?</title>
		<link>http://www.kaliteindir.net/yardimlasma-ve-dayanisma-nedir.html</link>
		<comments>http://www.kaliteindir.net/yardimlasma-ve-dayanisma-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 01:36:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Yardımlaşma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaliteindir.net/?p=44221</guid>
		<description><![CDATA[Yardımlaşma ve Dayanışma nedir?
Toplumsal Dayanışmanın Önemi -
Toplumsal dayanışma toplumun kurum ve kuruluşlarıyla ortak değerlerde birleşmesi ve birlikte hareket etmesidir. Yaşamımızda toplumsal dayanışmanın çok önemli bir yeri olduğunu artık anlamamız gerekmektedir. Çünkü iyi yaşamamıza yardımcı olacak hareketlerden birisi dayanışmadır.
İyi bir başarı için çevre faktörlerimizi de iyileştirmek zorundayız. Çünkü insan sosyal bir varlıktır. Çevresindeki tüm olaylardan direk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yardımlaşma ve Dayanışma nedir?<br />
Toplumsal Dayanışmanın Önemi -<br />
Toplumsal dayanışma toplumun kurum ve kuruluşlarıyla ortak değerlerde birleşmesi ve birlikte hareket etmesidir. Yaşamımızda toplumsal dayanışmanın çok önemli bir yeri olduğunu artık anlamamız gerekmektedir. Çünkü iyi yaşamamıza yardımcı olacak hareketlerden birisi dayanışmadır.</p>
<p>İyi bir başarı için çevre faktörlerimizi de iyileştirmek zorundayız. Çünkü insan sosyal bir varlıktır. Çevresindeki tüm olaylardan direk veya dolaylı etkilenir. Bu etkileşme insana zarar verdiği gibi zirveye çıkmasına da yardımcı olur. Dayanışmalar sayesinde toplumlar ve ülkeler kalkınır.<br />
Kendi başarısızlığımız eğer bir toplum içinde olumsuz etki yapıyorsa oturup, düşünüp nerede neden hata yaptığımız irdelememiz gerekmektedir. Kısacası, birbirimizin gözünü oyacağımıza, pozitif dayanışma içerisinde olsak, hem kendimiz hem çevremiz hem de ülkemiz bundan faydalanacaktır.</p>
<p>Bireylerin beraber hareket etmeleri elbette ülkemiz için çok faydalı olur, buna en güzel örnek Kurtuluş Savaşıdır. Birlik ve beraberlik içinde olan toplum kendi kendini yönetir, dışarıdan müdehalelere izin vermez. Karşılaşılan sorunlar daha çabuk çözülür ve gelişmek için gerekli şartlar kolayca aşılır.</p>
<p>Kısaca Ülkemizin dünya ülkeleri arasında önemli bir yere gelmesi için, toplum olarak bir dayanışma (fikir birliği) içinde olmalıyız.</p>
<p>Atatürkün eğitime verdiği önem<br />
Atatürk, büyük bir asker, büyük bir devlet adamı ve diplomat olduğu kadar, eğitim alanında da milletimizin çağ değiştirmesini, atılım yapmasını sağlayan büyük bir önderdir. Atatürk’ün Millî Eğitim konusuna gösterdiği ilgi ve bu konuda ileri sürdüğü görüşler incelendiği zaman, bu konuya adeta bir eğitim düşünürü gibi eğildiği, konunun bütün yönleriyle çok yakından ilgilendiği, çevresine Millî Eğitimin önemini anlatmak içni her fırsatı değerlendirdiği, Millî Eğitimde göz önünde tutulması gerekli amaç ve ilkeleri açıklığa kavuşturduğu görülür. Atatürk eğitim alanındaki yenileşmenin önderidir.<br />
Atatürk’ün gözünde, Türk Millî Mücadelesi, sırf askerî mahiyette, düşmanı vatan topraklarından kovmayı tek amaç bilen bir hareket değildi. Askerî alanda kazanılacak zafer, millî kurtuluşun ilk şartı idi. Fakat zaferden sonra yapılacak işler, bağımsızlık savaşı kadar önemliydi. Savaş sürerken bile, Atatürk, savaş sonrasının sorunlarına hazırlanıyor, bu arada Millî Eğitim konusuna da eğiliyordu.<br />
Bağımsızlık Savaşının en bunalımlı günlerinde, düşman kuvvetlerinin kesin sonuca ulaşmak hayaliyle baskılarını arttırdıkları, Ordumuzun Sakarya’ya kadar çekilmesine yol açan Kütahya-Eskişehir yöresindeki Yunan saldırısının tehlikeli şekilde geliştiği günlerde, 16 Temmuz 1921′de, Ankara’da “Maarif Kongresi” (Millî Eğitim Kongresi) toplanmıştır. Atatürk cephedeki şartların ağırlığına rağmen, bu Kongrenin ertelenmesine razı olmamış, hattâ Kongrenin açış konuşmasını kendisi yapmıştır.</p>
<p>Bu açış konuşmasında, -devam eden savaşa ve bütün maddî imkânların düşmanı vatanımızdan kovmak için kullanılması zorunluluğuna rağmen- “millî” ve “çağdaş” bir eğitimin temellerinin atılmasını, yapılacak işlerin sağlam bir programa bağlanmasını istemiştir. Bu konuşmasında:<br />
“Yüzyıllarca süren derin idarî ihmallerin devlet bünyesinde açtığı yaraları iyileştirme yolunda harcanacak çabaların en büyüğünü, hiç şüphesiz, irfan (bilgi ve kültür) yo/unda kullanmalıyız” diyen Atatürk, acı bir gerçeğe parmak basar:<br />
“Şimdiye kadar izlenen öğretim ve eğitim yöntemlerinin, milletimizin gerileme tarihinde, en önemli etken olduğu kanısındayım.</p>
<p>Ayrıntıları eğitim uzmanlarına bırakmak istediğini belirterek, bazı genel ilkelere değinen Atatürk, eski devrin hurafelerinden, boş inançlarından, Doğudan ve Batıdan gelebilecek zararlı etkilerden uzak, millî karakterimize ve tarihimize uygun bir kültüre muhtaç olduğumuzu vurgular. “Gelecekteki kurtuluşumuzun büyük önderleri” olarak selâmladığı öğretmenlere duyduğu derin saygıyı dile getirir. Çevresine inanç aşılar:<br />
“Silahıyla olduğu gibi, dimağıyla da mücadele zorunda olan milletimizin, birincisinde gösterdiği kudreti ikincisinde de göstereceğine asla şüphem yoktur” der.</p>
<p>Atatürk’ün, yıllar sonra, “Cumhurbaşkanı olmasa idiniz, ne olmak isterdiniz?” sorusuna, “Millî Eğitim Bakanı olarak eğitim davasına hizmet etmek isterdim” diye cevap vermesi bile, eğitimi millet hayatında ne kadar önemli bir etken olarak gördüğünün işaretidir.</p>
<p>Birinci Dünya Savaşının galibi emperyalist ülkelere ve onların âleti olarak vatanımıza saldıran Yunanlılara karşı kazandığı zaferle, Gazı Mustafa Kemal Paşa, yalnız Türklüğün değil, Fas’tan Endonezya’ya kadar bütün islâm âleminin, bütün ezilen milletlerin kahramanı olmuştu. Fakat, O, bir an bile zafer sarhoşluğuna kapılmadı. Çok iyi biliyordu ki -kültür, eğitim ve iktisat zaferleri ile tamamlanmadıkça- askerî zafer tek başına millî kurtuluşu sağlamağa yetmeyecektir. Düşmanın İzmir’de denize dökülüşünden sadece bir buçuk ay sonra, Bursa’da, kendisini ziyarete gelen İstanbul öğretmenlerine söylediği şu sözler, O’nun, bu konuda ne kadar bilinçli olduğunu gösterir: ”<br />
bugün eriştiğimiz noka gerçek kurtuluş noktası değildir…<br />
Kurtuluş cemiyetteki hastalığı ortaya çıkarmak ve iyileştirmekle elde edilir. Hastalığın tedavisi ilim ve fennin gösterdiği yolla olursa hasta kurtulur. Yoksa hastalık müzminleşir ve tedavisi imkansız hale gelir…”</p>
<p>Orduların yönetilmesinde nasıl ilim ve fen rehber edinilerek zafere ulaşılmış ise, “milletimizi yetiştirmek için kaynak olan okullarımızın ve yüksek öğretim kurumlarımızın kuruluşunda da” ilim ve fennin yol gösterici olacağını belirten Atatürk, her fırsatta öğretmenlere şöyle sesleniyordu:<br />
“Ordularımızın kazandığı zafer, sizin ve sizin ordunuzun zaferi için yalnız zemin hazırladı… Gerçek zaferi siz kazanacak, siz sürdüreceksiniz ve mutlaka başarıya ulaşacaksınız”.</p>
<p>Büyük Zafer’den az sonra, henüz Cumhuriyet kurulmadan Kütahya’da, “irfan ordusu” diye nitelendirdiği öğretmenlere hitaben söylediği şu sözler, bu kutsal mesleğin mensuplarına verdiği büyük değeri gösteriyordu:<br />
“…Toplumumuzu hakikat hedefine, mutluluk hedefine ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır: Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, öteki milletin geleceğini yoğuran irfan ordusu…</p>
<p>Asker ordusu, vatanı yok etmeğe gelen düşmanı, vatanın harim-i ismetinde (yabancıların giremiyeceği temiz ve kutsal vatan topraklarında) boğup mahvetti. Yalnız, işimiz bu orduya sahip olmakla bitmiş, gayemiz yalnız bu ordunun başarısıyla gerçekleşmiş değildir. Bir millet savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçları ancak irfan ordusu ile ayakta durabilir. Bu ikinci ordu olmadan, birinci ordunun hizmetleri ve kazandıkları yok olur”.</p>
<p>Eğitim milletlerin bağımsız yaşayabilmeleri, kalkınıp güçlenmeleri bakımından hayatî önem taşır. Atatürk’e göre, “en önemli, en esaslı nokta eğitim meselesidir”. Çünkü, “eğitim bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum halinde yaşatır, ya da bir milleti esarete ve sefalete terkeder”.</p>
<p>Atatürk, Millî Eğitime bir başka açıdan da büyük önem vermiştir: kurulan genç Cumhuriyet ve bu Cumhuriyetin dayandığı temel ilkeler, Türk inkılâbı, ancak yetişecek güçlü; aydınlık kafalı, sağlam karakterli yeni kuşaklarla ayakta durabilirdi. Türk inkılâbını ve Cumhuriyeti koruyacak kuşakları yetiştirmenin yolu eğitimdi.</p>
<p>Ankara’da toplanan “Muallimler Birliği” (Öğretmenler Birliği) kongresinde, Atatürk eğitimin bu görevini şu sözlerle ifade etmiştir:<br />
“Sizin başarınız, Cumhuriyetin başarısı olacaktır.. Hiç bir zaman hatırınızdan çıkmasın ki. Cumhuriyet sizden ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister”.</p>
<p>Atatürk’e göre, eğitime ve öğretmenlere düşen başka bir görev de şudur: “millet olma” bilincini geliştirmek, aynı millete mensup olma duygusunu güçlendirmek, millî beraberlik ve bütünlüğü pekiştirmek. Bu konuda, Atatürk şöyle diyor:<br />
“Öğretmenden, eğiticiden mahrum bir millet henüz millet namını almak yeteneğini kazanamamıştır. Ona alelade bir kütle denir, millet denemez. Bir kütle millet olabilmek için mutlaka eğiticilere, öğretmenlere muhtaçtır. Onlardır ki bir toplumu gerçek millet haline getirirler’”.</p>
<p>Özetle, Atatürk’e göre, kaynaşmış bir millet haline gelmenin, çağdaşlaşmanın, kalkınmanın, hür ve demokratik bir toplum olabilmenin en etkili aracı eğitimdi.</p>
<p>Prof. Dr. Turhan FEYZİOĞLU<br />
Atatürk Araştırma Merkezi Üyesi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaliteindir.net/yardimlasma-ve-dayanisma-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk hakları ile ilgili sloganlar nelerdir?</title>
		<link>http://www.kaliteindir.net/cocuk-haklari-ile-ilgili-sloganlar-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.kaliteindir.net/cocuk-haklari-ile-ilgili-sloganlar-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 01:35:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[hakları]]></category>
		<category><![CDATA[ile]]></category>
		<category><![CDATA[İlgili]]></category>
		<category><![CDATA[Nelerdir?]]></category>
		<category><![CDATA[sloganlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaliteindir.net/?p=44219</guid>
		<description><![CDATA[Çocuk hakları ile ilgili sloganlar nelerdir?
&#8220;Biz geleceğiz, gelecek bizim&#8221;
Erken yaşta çalıştırılmak değil okumak istiyoruz
Tazecik bedenlerimiz kullanılsın istemiyoruz
&#8220;Çocukluk hakkımız söke söke alırız&#8221;
&#8220;Suçlu çocuk yoktur, suç itilmiş çocuk vardır&#8221;
“Kız çocukları okula gitmeli, onların da eğitim hakkı var”.
“Doğuda, batıda ve tüm dünyadaki çocukların okumasını istiyorum”.
“Çocuklar yarının büyüğüdür”.
“Sokakta ki çocukların da eğitime ihtiyacı var”.
“Çocuğum, haklarımı koruyacağım”.
“Çocuk Hakları çocuklarla da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk hakları ile ilgili sloganlar nelerdir?<br />
&#8220;Biz geleceğiz, gelecek bizim&#8221;</p>
<p>Erken yaşta çalıştırılmak değil okumak istiyoruz</p>
<p>Tazecik bedenlerimiz kullanılsın istemiyoruz</p>
<p>&#8220;Çocukluk hakkımız söke söke alırız&#8221;</p>
<p>&#8220;Suçlu çocuk yoktur, suç itilmiş çocuk vardır&#8221;</p>
<p>“Kız çocukları okula gitmeli, onların da eğitim hakkı var”.</p>
<p>“Doğuda, batıda ve tüm dünyadaki çocukların okumasını istiyorum”.</p>
<p>“Çocuklar yarının büyüğüdür”.</p>
<p>“Sokakta ki çocukların da eğitime ihtiyacı var”.</p>
<p>“Çocuğum, haklarımı koruyacağım”.</p>
<p>“Çocuk Hakları çocuklarla da konuşulmalı”.</p>
<p>”Çocukların haklarının olduğunu unutmayalım. Çünkü birçok yerde varlar. Bize<br />
sevinç veriyorlar.”</p>
<p>“Oynamak; çocuklar için sadece bir zevk aracı değil, gelişmeleri içinde önemli bir<br />
etkendir. Bırakın çocuklarımız oyun oynasın”.</p>
<p>“Biz yoksuluz,çalışmam gerekli biliyorum ama ben aslında okula gitmek istiyorum”. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaliteindir.net/cocuk-haklari-ile-ilgili-sloganlar-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Batıdaki Rönesans hareketinin özellikleri nelerdir?</title>
		<link>http://www.kaliteindir.net/batidaki-ronesans-hareketinin-ozellikleri-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.kaliteindir.net/batidaki-ronesans-hareketinin-ozellikleri-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 01:17:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Soru Cevap]]></category>
		<category><![CDATA[Batıdaki]]></category>
		<category><![CDATA[hareketinin]]></category>
		<category><![CDATA[Nelerdir?]]></category>
		<category><![CDATA[özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Rönesans]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kaliteindir.net/?p=44186</guid>
		<description><![CDATA[Batıdaki Rönesans hareketinin özellikleri nelerdir?
Rönesans &#8220;Yeniden doğuş&#8221; anlamına gelen bir süreçtir. 15. yüzyılda başlayan bir süreç, aynı yüzyıl içinde bütün Avrupa&#8217;ya yayıldı. Bu yenilikte, Roma ve Grek başarılarının yeniden cezalandırılması istemi vardır. Rönesans şu temel anlayışlara dayanıyordu. 
1)Yeryüzü ilgi çekici ve araştırılmaya değer bir yerdir, 2)İnsan güçlüdür ve bu gücüyle büyük başarılar elde edebilir, 3)İnsanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Batıdaki Rönesans hareketinin özellikleri nelerdir?<br />
Rönesans &#8220;Yeniden doğuş&#8221; anlamına gelen bir süreçtir. 15. yüzyılda başlayan bir süreç, aynı yüzyıl içinde bütün Avrupa&#8217;ya yayıldı. Bu yenilikte, Roma ve Grek başarılarının yeniden cezalandırılması istemi vardır. Rönesans şu temel anlayışlara dayanıyordu. </p>
<p>1)Yeryüzü ilgi çekici ve araştırılmaya değer bir yerdir, 2)İnsan güçlüdür ve bu gücüyle büyük başarılar elde edebilir, 3)İnsanın sürekli faal olması şerefli birşeydir ve 4)Gerçek güzeldir. Bu anlayışlara bağlı olarak da yaşadığımız dünya o kadar ilgi çekici bir yerdir ki, başka dünyaları düşünmenin hiçbir anlamı yoktur anlayışı hakimdir.</p>
<p>Rönesans döneminin yaratıcılığının esas yürütücü gücü tüccarlardır. Bunlar en karlı ticaretin hangi alanda olduğunu araştırdılar ve bu yoldan sağladıkları zenginlikleri sanat ve endüstri yeniliklerine yatırdılar. Rönesans; Floransa, Venedik, İngiltere, Portekiz, Hollanda gibi küçük kent-devletlerinde ya da metropollerde doğmuştur.</p>
<p>Nihayet 11. yüzyılın sonundan itibaren başlayan Haçlı Seferleri sırasında Avrupalılar Müslüman ülkelerdeki parlak medeniyetle ilk defa karşı karşıya geldiler. Daha sonra bu medeniyet Endülüs Emevileri vasıtasıyla Avrupa’ya geçti. İslam alimlerinin fen sahasında verdiği eserler Avrupa dillerine çevrildi ve okutuldu. Böylece batıda ilmi sahada ilerleme ve teknik gelişmelerin temeli atılmış oldu.</p>
<p>Avrupa’da sanat ve bilimin geliştirilmesi, canlandırılması için girişilen ve daha sonra Rönesans adı verilen asıl hareket ise 1453’te İstanbul’un fethini müteakip ilk defa ciddi bir şekilde İtalya’da ortaya çıktı. Hareketin öncülüğünü İtalya’nın yapmasının en önemli sebepleri şunlardır:</p>
<p>1. Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethettikten sonra, isteyen bilim adamlarının İtalya’ya gidebileceklerini bildirmesi: İslam medeniyeti ve ilmi hareketleri hakkında en fazla bilgiye sahip bulunan bu Bizanslı alimlerin bilim ve sanat alanında yaptıkları çevirmeler ve yazdıkları eserlerin yayınlanması sonunda İtalya’da yaşayan insanların bilgi ufukları genişledi ve derinleşti.</p>
<p>2. Doğu dünyası ile en çok İtalya gemicilerinin münasebette bulunmaları ve bunların İslam ülkelerindeki zenginlik, refah, nizam, intizam, adalet ve iman hürriyetini her vesileyle dile getirmeleri.</p>
<p>3. Ortaçağ Avrupa’sında en zengin memleketin İtalya olması: İtalya’da bulunan Cenova, Venedik, Piza ve Floransa şehirleri Haçlıları barındırmaktan ve baharat ticaretini ellerinde tutmaktan dolayı dünyanın en zengin şehirleri haline gelmişlerdi. Zamanla bu şehirlerde devlet idaresi tüccar prenslerin veya sadece tüccarların eline geçti. Bu zenginler de aynen İslam ülkelerinde şahit oldukları uygulamalara benzer olarak şairleri, sanatkarları, fikir adamlarını himayeye ve teşvik etmeye başladılar.</p>
<p>Rönesans üzerinde derin araştırmalar yapan Burkhard: “Rönesans insanın keşfedilmesidir.” demektedir. Gerçekten de ortaçağda Avrupa’da insanın hiçbir kıymeti yoktu. Engizisyon mahkemelerinde yüzbinlerce insan haksız yere ve çok defa sırf servetlerini ele geçirebilmek için öldürüldü. Papazlar çeşitli menfaatler karşılığında günahları affediyorlardı. Hatta Cennetten yerler satıyorlardı. Mantık ve insani esaslar kaybolmuştu. İslam alimlerinin kitaplarını okuyarak dünyanın döndüğünü ilan eden Galile ve daha pekçok düşünür çeşitli işkenceler görmüş pekçoğu öldürülmüştür. Bu itibarla Rönesans hareketi ilim ve teknikteki ilerlemenin yanısıra insan ve tabiat sevgisini de beraberinde getirdi. Rönesansın öncüleri, sanat faaliyetlerinin yanısıra edebiyat, tarih ve arkeolojiye de önem verdiler. Resim ve tasvir anlayışı gelişti. Mimaride gotik tarzı terk edilerek barok ve rokoko üslubu geliştirildi. Rönesans mimarlığının başlıca özellikleri ölçü, sadelik ve tabiiliktir.</p>
<p>Bu şekilde İtalya’da başlayan Rönesans hareketi kısa zamanda bütün Avrupa’da yayıldı. Rönesans daha ziyade Fransa’da sanat; Almanya’da dini tablo ve resimler; İngiltere’de edebiyat; İspanya’da resim ve edebiyat alanında gelişti. İtalya’daki rönesans hareketinde eski Yunan ve Roma ediplerinden Tacitus, Sophokles, Domosten, Platon, Çiçeron ve Virgil’in eserleri tekrar ortaya çıkarıldı. İtalyan fikir adamı ve yazarlarından Machiavel (1469-1530), Ariosto (1474-1535), Tasso (1544-1595) yetişip eserler verdiler. Machiavel’in Hükümdar adlı eseri meşhurdur. Ressamlardan Rafael (1483-1520) aynı zamanda heykeltraş, mimar ve edebiyatçı da olan Leonardo da Vinci (1452-1591), Mikelanj (1475-1564) bu devirde İtalya’da yetişen sanatkarlardır. Fransa, edebiyat ve fikir sahalarında İtalya’yı geçerek; Ronsard (1525-1585), Montaigne (1533-1592), Rabelais (1495-1555), mimarlıkta Louvre Sarayını yapan Pierre Loscot, Tuileries Sarayını yapan Jean Bullant, resimde de François Clouet yetiştiler. Fransız krallarından I. François (1515-1547) zamanında Collège de France kuruldu. Almanya’da daha çok dini alanda değişiklikler oldu. Almanya’da hümanizm akımında Erasmus (1467-1536), Röklen (1452-1522), Luther (1483-1546), resimde Albrecht Dürer (1471-1528) yetişti. İngiltere’de tiyatro sahasında eserleriyle tanınan Şekspir (1564-1610), İspanya’da Donkişot yazarı Cervantes (1547-1616), ressam Velasquez (1599-1660), Hollanda’da ressam Rembrand (1607-1669), Polonya’da İslam alimlerinden sonra Avrupa’da ilk defa dünyanın güneş etrafında döndüğünü söyleyen Kopernik (1473-1543) yetiştiler. Rönesans devrinde yapılan eserler Avrupa’da hala mevcuttur. Ressam ve heykeltraşların tablo ve heykelleri müzelerde bulunmaktadır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kaliteindir.net/batidaki-ronesans-hareketinin-ozellikleri-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
